Göğüs Estetiği Yaptırırken Dikkat Edin

Ülkemizde teknolojinin de gelişmesi ile birlikte artık tüm sorunlara çözümler bulunmaktadır. Bu alanlardan biri de kuşkusuz estetik cerrahisi olmakta. Ülkemizde 2005 yılından itibaren yapılmaya başlanan estetik ameliyatları giderek uzman bir konuma gelmiş ve son yıllarda en çok yapılan ameliyatlar arasında yer almıştır.göğüs estetiği ameliyatı yapımı, göğüs estetiği yapımı, göğüs estetiği operasyonuPeki estetik ameliyatları neden yapılır? Estetik ameliyat yaptırırken nelere dikkat edilmeli ve estetik ameliyatlar nerelerde yapılmalıdır ?

Estetik ameliyatların yapılmasını gerektiren pek çok farklı durum bulunmaktadır. Çeşitli sağlık sorunlarından dolayı göğüs estetiği ve burun estetiği yapılır iken kimi durumlarda da sadece zevk ve güzel görünüm için estetik ameliyatlar tercih edilmektedir. Ülkemizde en fazla yapılan estetikler arasında bulunan göğüs estetiği ile ilgili sizlere önemli bilgileri bu yazımızda derledik.

Göğüs Estetiği Nedir ?

Göğüs estetiği, büyük ve küçük göğüslerin yarattıkları problemler neticesinde yapılmaktadır. Genellikle meme kanseri rahatsızlığına yakalanan kişilerde uygulanırken göğüsleri küçük olduğundan şikayetçi olan kişiler de göğüs büyütme operasyonlarına ihtiyaç duymaktadır. Bununla birlikte göğüs küçültme ameliyatları da çeşitli sağlık sorunlarından dolayı gerçekleştirilmektedir. Göğüs estetiği ameliyatları uzman doktorlar tarafından sağlıklı bir ortamda yapılmaktadır. Operasyon sırasında çıkarılacak olan meme dokusu veya zararlı organların ardından gerekli olan işlemler yapılmaktadır. Plastik cerrahi uzmanlarının gerçekleştirdikleri bu operasyonlar özel kliniklerde ve hastanelerde olduğu gibi devlet hastanelerinde de yapılmaktadır.

Göğüs Estetiği Fiyatları Nelerdir ?

Göğüs estetiği yapmak istiyorsanız ve fiyatlarını araştırıyor iseniz öncelikle kendinize sormanız gereken nokta neden göğüs estetiği yaptırdığınızdır. Göğüs estetiği ameliyatları, zorluk durumlarına göre fiyat değişiklikleri göstermektedir. Bin Türk lirası ile 10 bin Türk lirası arasında değişen fiyat aralıkları size ve hastalığınıza göre değişmektedir.

Göğüs Estetiği Ameliyatları Nerede Yapılır ?

Göğüs estetiği ameliyatları kesinlikle uzmanlık gerektirmektedir. Öyle ki ülkemizde bu alanda talep çok olduğundan dolayı işini iyi yapmayan veya uzman olmayan kişiler de bu alana yönelmekte ve sonu büyük sağlık sorunları ile biten olaylar gerçekleşmektedir. Eğer sağlıklı ve güvenilir bir ameliyat istiyorsanız iyi bir araştırma sonucu kaliteli sağlık merkezlerinde ameliyat olunuz.

Burun Estetiği Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Hastanın Beklentilerini Karşılamak

Hastanın öncelikleri burun estetiği cerrahın yapabileceği şeylerden farklı olabilir. Örneğin, hastanın asıl şikayeti postnazal akıntı olabilir. Fakat cerrah obstrüksiyon semptomlarının gerilemesini sağlarken postnazal akıntı üzerinde pek etkili olmayabilir (Resim 1.5a-d). Dolayısıyla cerrahın burun estetiği öngö-rülü olması, hastaya hangi semptomların iyileşip iyileş-meyeceği konusunda net bir bilgi vermesi çok önemlidir. Doktor burun estetiği fiyatları tedaviden önce bunu gözden kaçırırsa, hastanın sonuçta hayal kırıklığına uğraması olasılığı yüksektir. Hatta bazı hastaların, söz estetik merkezi etmedikleri estetik semptomların bile düzeleceğine inandığını hatırda tutmak gerekir.burun estetiği yapımı, burun estetiği ameliyatı, burun estetği ameliyatı teknikleriHastanın beklentileri cerrahın prognozu ile uyumlu olmalıdır. Sonuç olarak, hastaları hangi spesifik estetik ameliyatı semptomların iyileşmeyeceği konusunda bilgilendirmek gerekmektedir.

Medikal Tedaviyi Optimize Etmek

Medikal tedavinin, mukozayı olabildiğince sağlıklı duruma getirmekle cerrahiyi tamamladığı kabul edilirken, cerrahi burun estetik merkezi sonucunu öngörmede yararlı bir araç olduğu pek bilinmemektedir. Örneğin, anozmisi olan nazal polipozisli bir hastada, oral ve topikal steroidlerin kullanımı, hastanın kalan olfaktör potansiyelinin göstergesi olabilir. Eğer, bir kür oral steroid tedavisinden sonra, burun estetik fiyatları geçici olarak bile olsa, hastada koku alma duyusu geri gelmiyorsa (Resim 1.6a-d), cerrah hastaya operasyon sonrası koku duyusunun düzeleceği konusunda burun estetik kesinlikle güvence vermemelidir.

Senin için yazdığımız diğer yazılara da buradan ulaşabilirsin: http://www.reisinmekani.com/

Meme Küçültme ve Dikleştirme

Meme küçültme ameliyatlarının tek kötü yanı, az veya çok iz kalmasıdır. Ancak sırt ağrıları ve fizik deformasyonlar yaptığında ameliyat kaçınılmazdır. Aşırı sarkmış göğüslerde hem küçültmek hem de dikleştirmek amacıyla uygulanır. Meme küçültme ameliyatları genellikle dikleştirme ameliyatları ile birlikte yapılır. Duruma göre değişik kesi şekilleri uygulanır. Memenin durumuna göre narbe az veya çok olabilir. meme küçültme, meme dikleştirme, meme küçültme ameliyatıYapılacak kesi ve doku çıkartma işlemi vakanın durumuna göre değişir. Meme başı bazen yer değiştirilerek daha yukarıya, küçültülmüş olarak kaydırılır. Meme küçültme ameliyatları sırasında veya bazen de meme büyütme ameliyatlarında memenin süt bezi kısmı çıkarmıyorsa da, genelde pek rağbet görmemiştir. Amaç, potansiyel tümör riski taşıyan dokuyu çıkarıp atarak riski azaltmaktır. Ancak olma olasılığı zaten düşük bir olay için sağlıklı bir dokuyu ortadan kaldırmak fazla radikal bir düşünce. Bu yüzden sağlıklı bir dokuyu yok etmek anlamsızdır. Meme küçültme ameliyatları sonrasında süt vermek pek mümkün değildir. Birinci nedeni, süt bezlerinin ve kanallarının kesilmesi, ikinci nedeni ise kanalların, meme başına yer değiştirtme işlemi sonrasında katlanması veya yapışmasıdır. Ancak buna rağmen küçük işlem gören memelerde süt veri-lebilirse de, teorik olarak verilemeyeceğini düşünmek zorundayız. Meme küçültme ameliyatlarının bir başka komplikasyonu ise dikiş açılması olabilir. Ancak bu, küçük bir lokal uyuşturma ile tekrar bir-iki dikiş atılarak düzeltilebilir. Meme küçültme ameliyatları orta ve orta üzeri yaşlarda yapılıyorsa da bazen çok genç kızlara da yapılmaktadır. Aşırı büyük ve ağır olanlar için başka bir şans kalmamaktadır. Ancak genç kızlarda son ve kaçınılmaz çare olarak düşünülmesi gerekir.

Meme dikleştirme ameliyatları nasıl yapılır?

Meme dikleştirme ameliyatları prensip olarak meme küçültme ameliyatları gibi deri kesileri gerektirir. Ancak meme dokusu duruma göre çıkarılır veya çıkarılmaz. Bu tür ameliyatlar meme dokusunun daha yukarıda, canlı ve dik pozisyonda durmasını sağlar. Genellikle bu tür ameliyatlarda küçük bir iz kalır.

Meme ameliyatlarından sonra ortaya çıkabilecek komplikasyonlar düzeltilebilir mi?

Meme küçültme, dikleştirme ameliyatlarından sonra hoşa gitmeyen veya ortaya çıkan komplikasyonlar rahatlıkla düzeltilebilir. Örneğin dikiş açılması, fazla iz kalması, memedeki düzensizlikler, sağ ve sol arasındaki büyüklük farkı rahatlıkla lokal anestezi ile düzeltilebilir.

Aşırı büyük memeler ağrılara neden olur mu?

Aşırı büyük memeler hem sırt, hem omuz ağrısı yaparlar. Bazen birkaç kiloyu bulan memeler sahip oldukları ağırlığın etkisiyle ağrı kaynağı oluştururlar. Bu nedenle aşırı büyük memelerin küçültülmesi ameliyatının masraflarını sağlık sigortaları bazen karşılamaktadır.

Meme başı içeri dönükse ne yapılmalıdır?

Meme başı bazen iki taraflı,’bazen tek taraflı içeriye doğru dönük olabilir. Bu durumda meme başı düzeltilmelidir. Lokal anestezi ile meme başları düzeltilerek tekrar normal görünümüne kavuşmaları sağlanabilir.

Meme başını tekrar yapmak mümkün mü?

Değişik nedenlerden (ameliyat, kaza, doğuştan) dolayı olmayan meme başlarını tekrar yapmak mümkündür. Tamamen normal meme başı gibi olmasa da büyük oranda benzetmek mümkün. Zaten doğada da o kadar farklılık her zaman için mevcut.

Çok Kullanılan Bitki Çayları Nelerdir?

1- ADA ÇAYI: Adaçayı (salvia officinalis) diş otu meryemiye adları ile de tanılır. 30 – 70 cm boyunda olan bitkinin menekşe renkli çiçekleri halka dizilişlidir.

Karşılıklı olan beyaz keçeli yaprakları gümüş gibi parıldar ve acımtırak, ıtırlı bir koku yayar. Şifalı özelliği en fazla olan adaçayı İzmir bölgesinde yetişen bahçe ada çayıdır.
Adaçayını soğuk günlerde gargara yaparak, ağız antiseptiği ile bademcik enfeksiyonlarına karşı koruyucu olarak kullanılabilir. Adaçayı sindirime yardımcı olur.İdrarı söktürür,gaz oluşmasını azaltır.Vücuda enerji verir.Rahatlatır, bağışıklık sistemine güç verir.
Günde iki- üç fincandan fazla içilmemeli iki ayda bir 1-2 hafta beklenip devam edilmelidir.bitki çayları, çok içilen bitki çayları, en sık kullanılan bitki çayları2- ANASON ÇAYI Ülkemizde Ege ve Akdeniz bölgesinde yetişir.
Anason; yatıştırıcı,itihap koruyucu, gaz söktürücü bir bitkidir. Bebekler için çok kullanılır. Sindirime yardımcı olur.İdrar yollarına, sinir sistemine iyi gelir.Uykuya geçişi kolaylaştırır. Günde bir- iki bardak anason çayı içilebilir.

3- ASTRAGALUS ÇAYI Asyalı bitki uzmanları yüzyıllardır astragalus bitkisini diyabet, kalp hastalığı , yüksek tansiyon ve birçok hastalıklarda kullandılar. Teksas Üniversitesi araştırmacıları bitkinin extrelerinin bağışıklık sistemleri bozulmuş kanser hastalıklarında normal immün fonksiyonlarına yardımcı olduğunu buldular. Sigara içenlerin, sık sık nezle grip olanların kullanmasında faydaları olduğu bilinir. Günde bir iki bardak çay içilebilir.

4- BAMYA ÇİÇEĞİ (Hibiscus) Bitkinin çiçeklerinden faydalanılır. Karışık çaylarda bol kullanılır.Kırmızı rengi vardır, hoş kokuludur, lezzetlidir.Sağlık açsından koruyucu olan genel bir bitkidir. Yatıştırıcıdır, sindirim sistemini destekler.Tokluk hissi verir, susuzluğu giderir.Yoğun içildiğinde idrarı hızlandırır. Günde iki üç fincan içilebilinir.

5- EKİNEZYA: Bağışıklık sistemlerini destekleyen bitkilerdendir. Soğuk algınlığı ,grip, nezle, cilt yaralanmaları, bronşit ve kronik yorgunluklara faydalıdır. Günde 1-2 bardak içilebilir.

6- ELMA ÇAYI Bitkinin meyvelerinin kabuklarının kurutulmasıyla, elde edilen kısımların demlenerek çayı yapılır. Elma çok tüketilen milli meyvelerimizdendir.
C vitaminleri fruktozu, posası lifi, bol olan bir meyvedir. Çayı düzenli kullanılabilir.Genel bir bitkidir. Sindirime faydası olur.İdrarı hızlandırır. Kolesterolü düşürür, bağışıklık sistemine yardımcı olur. Vücudu yatıştırıcı ,cildi güzelleştirici , yorgunlukları giderici bir detoks çayıdır. Günde bir iki bardak alınabilir.

7- IHLAMUR ÇAYI çay olarak çiçekleri ve yaprakları kullanılır. Çok tüketilen ve bilinen bir çaydır. Lezzetli bir tadı vardır.Hafiflik, ferahlık, dinlendirici, toksinleri vücuttan atıcı ve terletici özellikleri vardır. Damar sertliğine ve dolaşım sistemini destekleyen bir bitkidir. Soğuk algınlıklarında, öksürüklerde faydalıdır. Günde 3- 4 bardak çay tüketilebilir. Limon ve nane ile güzel bir karışım gerçekleşebilir.

8- ISIRGAN YAPRAĞI ÇAYI Çok bilinen ve çok tüketilen bir çaydır. İdrarı artırıcı, hormon dengeleyici, hücreleri yenileyici ,öksürük giderici , balgam söktürücü romatizma ve eklem hastalıklarını yangınlarını azaltıcıdır. Kansere karşı korucudur. Saç dökülmesini azaltır. Günde 1-2 bardak çay içilebilir.

9- KAKULE MEYVESİ ÇAYI Meyvesi ve tohumları çay olarak kullanılır. Daha çok bitki çaylarına tad ve koku vermesi için kullanılır. Mutfaklarda , lezzet veren bir baharattır. Sindirim sistemine çok faydalıdır. Mideye iyi gelir. Yatıştırıcıdır. vücuda rahatlık verir strese iyi gelir. Soğuk algınlığından kullanılır. Karışık çaylarda kullanılır.Tohumundan günde bir bardak içilebilir.

10- KARAHİNDİBA YAPRAĞI ÇAYI Bitkilerin yaprakları çay olarak kullanılır. İdrarı çıkaran, karaciğeri temizleyen, zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur. Vitamin ve minarelerce zengindir. Günde 1-2 bardak çay içilebilir. Fazla tüketilmemelidir.

11- KARANFİL Bitki çaylarına karıştırılır.Ayrı bir lezzet verir. Ağız kokusu, diş ağrısı, ağız içi iltihaplanmalarında ağızda gargara yapılabilir. Hazmı kolaylaştırır. Gazı giderir . kansere karşı koruyucu maddeler içerir.

12- KEKİK Yapraklarından çayı demlenir.Hazmı kolaylaştırır mikroorganizmaları öldürür. Sindirime yardımcıdır. Üst solunum yollarının rahatsızlıklarında faydalıdır. Fazla tüketilmemelidir Günde 1-2 bardak içilebilir.

13- KEREVİZ TOHUMU ÇAYI Bitkinin tohumundan faydalanılır. Böbreklerin daha etkin çalışmasını sağlar. Göğüs hastalıklarına faydalıdır.Günde 1-2 bardak çay içilebilinir. Bir aydan fazla tüketilmemeli, hamile olanlar bu çayı içmemelidir.

14- KETEN TOHUMU ÇAYI Bitkilerin tohumlarının ezilerek 15-20 dakika demlenmesiyle oluşan kısım içilir. Günde 1-2 bardak içilebilir.
Keten tohumu sağlık açısından çok faydalıdır. Omega 3 yağ asitlerini bol miktarda içerir. Bol lifi vardır. Şeker hastalığını dengede tutar. Kalp damar hastalık riskini azaltır. Ağrıları giderir, iltihabı azaltır, tok tutar.

15-KUŞBURNU Bitkinin meyvesi kullanılır. Meyvesinde bol miktarda C vitaminleri ile A ve B vitaminleri vardır. Portakaldan 17-30 kat fazla C vitamini içerir. Bağışıklık sitemini genel manada destekler. Üst solunum yolları enfeksiyonlarında iyi bir destekleyicidir. Yorgunluğa iyi gelir. Vücudu zinde tutar. Sindirime yardımcı olur. İdrarın çıkışını hızlandırır. Herhangi bir yan tesiri yoktur. Günde 2-3 bardak içilebilir.

16-MELİSA YAPRAĞI ( OĞUL OTU) ÇAYI Bitkinin yaprakları çay olarak kullanılır.
Sakinleştirici, rahatlatıcı özellikleri vardır. Uykunun gelmesine yardımcı olur. Herhangi bir yan etkisi yoktur.
Bilim adamlarınca tespit edilmiştir. Melisa çayı stres nedeniyle oluşabilecek çarpıntıya, mide yanması ve hazımsızlık problemlerini düzenleyebilir.
Oğul otu çayı zihni ve bedeni rahatlatır. Hoş bir lezzeti vardır. Günde 1-2 bardak içilebilir.

17-MEYAN KÖKÜ Bitkinin kök, dal ve saçaklarından istifade edilir. Glisirizin etkili bir maddedir. Yorgunluklarda faydalıdır. Aç karna içilirse daha faydalıdır. Meyan çayı ; mideye yanma problemine iyi gelir. Soğuk algınlıklarına, kabızlığa faydalıdır. Karaciğeri destekler, yeniler. Kalp hastalığı ve kansere karşı koruyucu antioksidan maddeler içerir. Günde 1-2 bardak içilebilir. Çok içilirse tansiyon yüksekliği meydana getirebilir.

18-NANE Bitkinin yaprakları ve gövdesi kullanılır. Hoş bir kokusu ve tadı vardır. Yemeklerden sonra içildiğinde sindirime yardımcı olur. Gaz oluşumunu engeller. Belleği güçlendirir. Konsantrasyonu (odaklanmayı) arttır. Soğuk algınlıklarında kullanılır. Günde 1-2 bardak çayı limon ile içilebilir.

19-PAPATYA ÇAYI Bitkinin çiçek ve yaprakları kullanılır. Papatya bağırsakların çalışmasını rahatlatır. Kasları rahatlatır. Sinirleri teskin eder. Strese iyi gelir. Kişiyi uykuya hazırlayabilir. Hazmı kolaylaştırır… Yeni çocuğu olan annelerin içmesi tavsiye edilir. Hem anneye hem de bebeğe faydası olur.Kadınların adet günlerinde ağrılarının azaltılması için iyi bir destekleyicidir. Herhangi bir yan etkisi olmamakla beraber günde 4-5 bardak içilebilir.

20- REZENE ÇAYI Tohumlarından çay yapılır. Anasona benzer bir tadı vardır. Sindirim sisteminin tamamen destekleyicisidir. Safra kesesi tembelliğine, hazımsızlığa, mide-bağırsak gazlarına iyi gelir. Çay, düzenli kullanıldığında cilt kırışıklıklarının azalmasına, bronşite ve cinsel arzunun güçlenmesine yardımcı olur. Günde 2-3 bardak içilebilir.

21-SİNAMEKİ ÇAYI Bitkinin yapraklarından çay yapılır. Kabızlık problemi çekenlerin kısa süreli kullanacakları bir destekleyicidir. Uzun süre kullanılması tavsiye edilmez. İdrar söktürür, kaşıntı ve lezyonlarda faydalıdır. Günde 1-2 bardak içilebilir.

22-TARÇIN ÇAYI Kabuklarından baharat ve çay olarak faydalanılır. Çok eski yıllardan beri bilinen bir bitkidir.
Serinletici özelliği olan hoş bir tadı vardır. Birçok karışık çaylarda ortak kullanılır.
Soğuk algınlıklarında, kan dolaşımının düzenlenmesinde, ağız kokusunun giderilmesinde, bulantı ve ishalde faydaları vardır. Kan şekerinin dengelenmesinde ve yüksek kan şekerinin azaltılmasında fayda sağlar. Günde 2-3 bardak içilebilir. Belirli aralıklarla içilmelidir.

23-ZENCEFİL ÇAYI:Bitkinin kökleri çay olarak kullanılır. Çinlilerin en çok kullandığı baharat ve çaydır. Sıcak zencefil çayı içildiğinde soğuk algınlıklarına, bronşite faydalı olup, vücudu terletici özelliği vardır. Dolaşımı rahatlatır, kan akışını hızlandırır. Mideyi rahatlatır, bulantıyı kısmen de olsa önler. Bazı romatizmal ağrılarda faydalıdır. Bağışıklık sistemini destekler. Antioksidan özellikleri vardır. Aspirin kullananların dikkatle alması tavsiye edilir. Fazla içilmemelidir. Günde 1-2 bardak çaydan fazla içilmemelidir.

24- BİBERİYE ÇAYI Bitkinin iğsi yaprakları çay olarak kullanılır. Antioksidan bir çaydır. Hoş kokusu ve tadı vardır. Belleği geliştirici olarak bilinir. Baharat olarak soslarda, et yemeklerinde kullanılır. Serbest radikallere karşı iyi gelen bir çaydır. Günde 1-2 bardak biberiye çayı içilebilir.

Diğer yazılarımıza buradan erişebilirsiniz: http://www.haboyle.com/

Meme Rekonstrüksiyonu

Meme, kadın kimliğini tanımlayan ve tamamlayan önemli oluşumlardan biridir. Kanser nedeniyle amputasyon yapılmış ve tedaviden istenilen sonuç alınmış hastaların %50’sinden fazlasında uzuv kaybı nedeniyle ciddi tedavi gerektiren psikolojik rahatsızlıklar görülür. Genel cerrahlar bu psikolojik rahatsızlıkların ancak %5’ını farkedebilirler.Gerek kanser tedavisi sonrası, gerekse yanıklara bağlı görülen kusur meme güzelleştirme, meme plastik cerrahisive kayıplar plastik cerrahi yöntemleriyle kabul edilir ölçüde düzeltilebilir veya yeniden yapılabilir. Şunu unutmamak gerekir ki, yeniden yapılan bir meme hiçbir zaman orjinal memenin aynısı olamaz.Meme bölgesindeki dokuların özellikleri, radyoterapi görüp görmediği, hastanın beklentileri, sistemik vasküler hastalıkların olup olmadığı, sigara alışkanlığı dikkate alınarak onarım seçeneklerinden uygun olanı ile yeniden meme yapılır. Meme onarımı ya da rekonstrüksiyonu için bölgesel yumuşak dokular yeterli ise protez kullanarak, yumuşak doku yeterli değilse ekspander sonrası protez kullanarak ya da kas-deri Hepleri ile onarım yapılır. En sık kullanılan kas-deri flepleri m.rectus abdominis kas-deri flebi ve m.latissimus dorsi kas-deri flebidir. Bunların estetik dışında m.gluteus maksimus, tensor fasial lata gibi kasları da kullanarak meme yapmak mümkündür. Kas-deri Heplerinin meme bölgesine taşınması ve şekillendirilmesi, pediküllü flepler ya da serbest flepler şeklinde olabilir. Meme rekonstrüksiyonundan amaç hastaya psikolojik ve sosyal açıdan destek sağlamaktır. Meme onarımı; hasta isterse yapılır. Mastektomi geçiren hasta, radyoterapi görmüş ya da radyoterapi görecekse fleple onarımı tercih etmek, zorunludur. Meme onarımı, mastektomi sırasında veya daha sonra, hasta ne zaman istiyorsa yapılabilir. Zaman seçimi cerrahi ekibin tedavi planına ve hastanın isteğine göre saptanır. Meme onarımı için 2 yıl beklemeye gerek yoktur.

Bebeklerde Kabızlık Tedavisi

Bebeğinizin rahat uyku uyuyabilmesi ve düzenli beslenebilmesi için kabızlığın tedavisi gerekmektedir. Tedavi için doktorunuz size ilaçlar verecektir. İlerleyen bir kabızlık söz konusu ise bebeğinize lavman yapılması gerekebilir.bebek kabızlığı, bebeklerde görülen kabızlık, bebeklerin kabız olmasıDoktorun vereceği ilaçlar genel olarak bebeğinizin dışkısını sulandırma etkisi göstermektedir. Bebeğiniz dışkısını yaparken yine doktorun vereceği krem sürülebilir bu krem bebeğinizin dışkısını yaparken acı hissetme oranını düşürecektir. Verilen şuruplar ise bebeğinizin dışkısının yumuşamasını sağlayacak ve rahat bir dışkı yapmasını sağlayacaktır.

Eğer bebeğiniz anne sütü ile besleniyorsa ona küçük hareketlerle egzersizler yaptırabilirsiniz. Örneğin bebeğinizi sırt üstü yatar vaziyette iken bisiklet pedalı çevirir gibi hareketler bebeğinizin rahatlamasını sağlayacaktır. Bebeğiniz sık sık kabızlığa yakalanıyor ve dışkıda kana rastladıysanız mutlaka doktora göstermelisiniz. Kabızlığı ilk fark ettiğinizde tedavi ettirmeniz uygun olacaktır aksi halde tedavisi gerçekleşmeyen kabızlık bebeğinizde alışkanlık haline gelebilir.

Herkes hipnoz olabilir mi?

Hipnoz, sadece ihtiyaç duyulduğunda kullanılan bir tekniktir. Hastalığının tedavisinde hipnozun yarar sağlayacağını düşündüğümüz herkesde hipnoz uygulamak mümkündür. Hipnoz hekimine giden bir hasta önce her türlü klinik kontrolünden geçirilir, mayenesi yapılır, gerekli araştırmaları ve gereken konsilitasyonları tamamlandıktan sonra eğer tedavisinde hipnozoun kullanımına yer görülürse yani hipnozun kullanımında yarar sağlayacağına inanılırsa hipnoz için hazırlık yapılır.hipnoz yapmak, kimler hipnoz yapabilirTabi her şeyden önce kişinin hipnoz hakkında bilgilenmesini önce sağlarız. Ve hipnoz hakkında bilgilendikten sonra eğer isterse hipnozu uygularız. Bağzı hastanın belirli beklentileri vardır ama gerçekten ihtiyaçları vardır. Biz onun ihtiyaçlarına hipnozlan cevap veririz. Yani her beklenti tedavi gerektirmez ancak ihtiyaçlar gerektirir. Bunun için önce muayene, teşhis, hangi tedavi metodunun kullanılacağı, içinde hipnoz varsa ona hipnozu göstermek lazım.

Eğer hekimin teşhisinde hipnoz ile fayda görüleceği hakkında bir şey varsa, bunun tedavisinde tehlikeli bir unsur yoktur. Ancak kişilik bozukluğu olan insanlarda hipnozu uygulamak yanlıştır. Çünkü paranayaklarda, şizofrenlerde vermiş olduğunuz bir terkini kişi tarafından algılanmasında ve verdiğiniz terkine ait olan dikkatinde farklılıklar olduğu için bunların tedavileri ancak klinik içerisinde yapılmalıdır.

Hipnozun tehlikeleri var mı?

Hipnoz, tamamen bir farkındalık halidir. Yani hipnoz sırasında kişi çevre ile olan iletişimini en güzel şekilde korur. Kendisine verilen terkinleri güzelce yargılar. Sadece istediği ve kendisine yararlı olacağına inandığı yönde kendisine verilen terkinler onda gelişir. Tabiki insanın aklına geliyor, keşke sigarayı herkeze bıraktırabilseydik ancak hipnozda kişiyi siz yönetmezsiniz. Kişi istediği şekilde size kendini yönettirir. Kişi hipnoza girmek istemiyorsa asla onu hipnoza sokamazsınız.

Kişi hipnozdan çıktıktan sonra hipnoz sırasındaki söylediği ve söyleninlen her sözü yapılan herşeyi normal bir şekilde hatırlar. Hipnoz sırasında onun arzu etmediği hiç bir şey ortaya çıkmaz. Yapmış olduğunuz muayene sırasında ve yapmış olduğunuz mayalama sırasında yapacağınız terkin kalıplarını konuşup hastaya söylersiniz. Zaten hastaya söylemediğiniz bir şeyi hipnoz sırasında yapamazsınız. Yani hipnozda hastanın istemediği ve bilmediği bir şey yapılamaz.

Eğer söylemediğiniz bir şey yaparsanız kişi hipnozu piskolojik olarak red eder. Hipnozdan hemen çıkar. Hipnozu başarı ile yapabilmek için 3 önemli etmen vardır. Birincisi hasta, ikincisi doktor, üçüncüsü de hipnoz indiksiyonunun oluşması için bir sebeptir. Bu üçünden herhangi birisi bozulursa hipnozdan çıkılır. Yani hasta hipnozdan çıkmak isterse hemen çıkar. Hastayı kesinlikle hipnozdan çıkartmamak gibi bir şey başaramazsınız. Yada hasta hipnoz sırasında bunu düşünmesi engelelyemezsiniz.

Kimler hipnoz yapabilir?

Hipnoz, tıbbi bir metoddur, tedavi ehliyeti olan herkes yapabilir. Tedavi ehliyeti olan demek, Türkiye’deki tedavi yapabilme yetkisi olan doktorların, diş hekimlerinin ve klinik psikologların yapabilmesine izin verilebilecek olan bir tedavi metodudur. Tıb eğitimini almış, hasta yaklaşımını bilen ve bununla ilgili gerekli hipnoz eğitimini almış kişilerin bunu kullanma şansları vardır.

Tedavi yapan kişinin, tedavi yapmış olduğu yerde hastası ile birebir ilgilendiği ve gereken her türlü tıbbi desteği verebileceği mükellef bir muayene hanesi olması gerekir. Çünkü ilgilendiğimiz kişi hastadır, hastalık değildir. Biz hastaya bakıyoruz, hasta birçok hastalıkları olan ama hasta olarak düşünmemiz gerek moral gerekse beden olarak değerlendirebileceğimiz özelliklerin muayenehanemizde olaması lazım.

Hipnoz dünyada denetim altına alınmış ve tedavi için kullanılan Avrupa ve Dünya Hipnoz birliği şekli ile olan ve belirli örgütlenmesini tamamlamış olan bir tedavi tekniğidir. Türkiye’de de hipnozla ilgili belirli dernekler var mesela Hipnoz derneği 1991 yılında kurulmuş ve bugün Avrupa ve Dünya Hipnoz Birliğinin üyesi olan bir dernektir.

Hipnoz yapmak isteyenler nerede eğitim alabilir?

Hipnoz tabiki kitap okuyarak, bunlarla ilgili yapılmış olan geçmişteki çalışmaları öğrenerek, hipnoz hakkında bilgi sahibi olarak bir genel temel sağlayabiliriz. Ama onun dışında uygulaması bir suporvizörün kontroli altında yapılarak uygulamalarlanda kişiye neler yapıldığını bilmek lazım. Onun için hipnoz eğitiminin 2 temel taşı vardır. Birincisi; temel öğrenim, ikincisi; workshoplarla öğrenimdir.

Dernekler bünyesinde yurt dışından da getirişmiş yada bizim vermiş olduğumuz belirli workshoplar bünyesinde temel tıp ve temel hipnoz eğitimini almış olan hastalıklara, hangi hastalıkta hangi tedavi tekniği kullandığımızı uygulamalı bir şekilde öğretiyoruz.

Aslında her insan kendi yaşantısında bir hipnoz yapmıştır. Her birimiz hayatımızın belli bir zaman diliminde kalkmamız gerektiğini saatsiz bir şekilde ayarlayarak saniyesinden salisesine kadar ayarlayabiliriz.

Boyundaki Sarkmaları Önleme

Boyun sarkmaları ilerki yaşlarda karşılaşacağınız bir özelliktir. Fakat genç insanlarda da görülmesi mümkündür. Çünkü düzensiz yaşam tarzı boyun sarkmalarını da ön planda getirir. Boyun sarkmalarının oluşmasının başlıca nedenlerinden biri duruş bozukluklarıdır. Başını öne doğru çok eğmek, otururken öne eğilir vaziyette oturmak boyundaki sarkmalara birebirdir.boyun sarkması, boyun sarkmasını engelleme* Boyundaki sarkmalara karşı : Zeytinyağı masajı oldukça iyi gelen bir formüldür. Bu konuda kullanılan yağ orjinal olması gerekir. Parmak uçlarınıza yağı alıp yukarıya doğru masaj yapmalısınız. Bu yaptığınız masaj ile kırışıklıklar silinmeye başlar.

* Boyun sarkmalarına karşı : Zeytinyağı masajından sonra havlu ya da bir peçete yardımı ile zeytinyağını temizleyin. 1 yumurta akı boyun kısmına sürüp 20 dakika bekletilir. Yumurta akı cildin gergin bir hale getirir ve bu sayede boyun sarkmasına iyi gelir.

* Hergün dışarı çıkarken boyun kısmına güneş kremi uygulamalısınız. Dekolte bölgesinde oluşan lekeler ve kırışıklıkların sebebi güneştir. Güneş kremi kullanmak sarkma ve kırışıklıkların önüne geçmeyi sağlar. Ayrıca boyuna sürülen kremlerin daha etkili olabilmesini sağlamak için sıcak suda ıslatılmış bir havluyu derinizi yakmayacak bir şekilde boynunuza sarabilirsiniz. 10 dakika beklettikten sonra kremi uygulayabilirsiniz.

Çocuklarınıza Kış Aylarında Meyve Suyu Verin

Vitamin ve mineral deposu olan meyve suları, çocuklarınızın beslemesinde oldukça önemli. Özellikle bu kış aylarında çocuğunuzun bağışıklık sistemini güçlü tutmak ve hastalıklara karşı dirençlerini arttırmak için bol bol meyve suyu içirmenizde fayda var.çocuklara meyve suyu içirmek, çocuklar ve meyve suyuOkul çağındaki çocukların sağlıklı beslenme programını okulda da devam ettirmeleri şart. Okulda abur cubur, gazlı içecekler tüketmek yerine peynirli sandviç, doğal meyve suyu gibi sağlıklı yiyecekler tüketmeleri konusunda onları yönlendirmelisiniz. Ülkemizde 0-5 yaş arası çocuklar arasında en sık görülen sağlık sorunlarından biri vitamin eksikliği. Bunda tabiî ki sebze, meyve yememenin ve dengesiz beslenmenin payı büyük. Vitamin eksikliği çocuğunuzun gelişimini yavaşlattığı gibi vücut direncini de azaltır. Böylece özellikle kış aylarında soğuk algınlığı ve enfeksiyonlara yakalanma riski artar. Bu dönemlerde çocuğunuza vitamini ve minerali bol besinler yedirerek daha sağlıklı olmalarını sağlayabilirsiniz. Bağışıklık sistemleri güçlü olduğunda virüs ve bakterilere karşı daha dirençli olup, hastalıklara yakalanma riski de azalacaktır.

Çocuklarınızın kahvaltı öğününe bir bardak meyve suyu ekleyerek onların güne iyi başlamalarını ve gün boyu daha enerjik olmalarını sağlayabilirsiniz. Ayrıca okuldaki ara öğün beslenme saatlerinde doğal meyve suyu içmelerini teşvik edebilirsiniz. 1 bardak saf meyve suyu ile 1 porsiyon meyve ihtiyacı karşılanabilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü “5 a day” (günde 5 öğün) kampanyasında da belirtildiği gibi sağlıklı bir yaşam için günde 5 öğün meyve ve sebze tüketmeye özen göstermeliyiz.

Hangi meyve suyunun nelere faydası var?

Nar: Sindirimi kolaylaştırır, bedeni güçlendirip toksinlerden arındırır. Aynı zamanda idrar söktürücüdür.
Şeftali: Soğuk algınlığına karşı güçlü bir koruyucudur.
Vişne: Eklem hastalıklarına iyi gelir, aynı zamanda koruyucu etkisi vardır.
Kayısı: Bağırsak hareketlerini düzenleyen kayısı, göz sağlığına da iyi geliyor.
Portakal: Zengin C vitamini kaynağı olan portakal, bağışıklık sistemini güçlendirirken, kan şekerinin dengeliyor.
Üzüm: Kalp dostu olan üzüm, sinirleri yatıştırıyor, deri hastalıklarına iyi geliyor. Ayrıca kanı ve vücudu temizliyor.

Doğanın şifa kaynağı olan bu lezzeti beslenme ritüelinize ekleyip çocuklarınıza günde bir bardak taze meyve suyu içirmeyi ihmal etmeyin. Böylece çocuklarınız daha sağlıklı, zinde ve enerjik bir kış geçirecek. Çocuğunuza leziz ve sağlıklı meyve suları hazırlamak için meyve sıkacağınız yoksa, bir an önce mutfağınıza bu küçük yardımcıyı dahil edin.

Mutfağınızın küçük yardımcılarından meyve sıkacağı ile hem çocuklarınıza hem kendinize nefis içecekler hazırlayabilirsiniz.

Mütercim Kimdir Ve Çalışma Alanları Nerelerdir?

Tercüman ya da bir diğer adıyla mütercim herhangi bir metni bir dilden diğer dile çeviren bunu iş edinmiş kimselere denir. Mütercimler kitap, film, makale, tez, ticari yazışma yada sözleşmeler, hukuki dokumanlar, vize evrakları ve daha birçok resmi belgenin çevrilmesi işinde kişilerin yardımına başvurduğu profesyonel kişilerdir. Tercümanlık mesleğinin birçok zorluğu vardır. Mütercim-tercümanlar çeviri yapacakları dili tüm ince ayrıntılarına kadar iyi bilmelidirler, tercümanlık mesleğinin bir dalı olan sözlü tercümanlık yapan tercümanlar akıcı konuşma yeteneğine sahip olmalı, duyduklarını anında idrak edip hedef dile çevirilerini yapmalıdırlar. Tercümanlık mesleği ayrıca topluluk önünde konuşmayı gerektirdiği için mütercim tercümanlar topluluk önünde rahat ve akıcı bir şekilde konuşmalı, jest ve mimiklerini ona göre ayarlamalıdırlar.mütercim bilgisi

Özellikle sözlü tercümenin dallarından olan ardıl tercüme ve simültane tercümede tercümanların güçlü bir hafızaya sahip olmaları gerekir. Ardıl tercümede konuşmacıyı dinleyip not alma gibi bir imkan vardır ancak simültane tercüme eş zamanlı tercüme anlamına geldiği için simültane tercüme yapan mütercim tercümanların not almaya vakti yoktur, onlar teknik bir takım donanımlar sayesinde konuşmacının sesini önce duyar ve eş zamanlı olarak dinleyicilere aktarır. Mütercim tercümanlar 4 yıllık bir lisans eğitimi gördükten sonra mezun olurlar, mezun oldukları anda kendi tercüme bürolarını açma yetkileri vardır. Günümüzde birçok tercüman kendi tercüme bürosunu açtıktan sonra iş hayatına atılır, ancak her tercüman iş yeri açamadığı için var olan tercüme bürolarıyla çalışırlar. Mütercim tercümanlar tercüme ihtiyacının olduğu birçok alanda faaliyet gösterirler. Sözlü ve yazılı tercüme türlerini yapabilen iki çeşit tercüman bulunur. Yazılı tercüme sözlü tercümeye göre daha fazla alanda ön plana çıkar. Sözlü tercümenin alanı ise daha kısıtlıdır.