Spor Salonunda Makine Mi Yoksa Serbest Ağırlık Mı Kullanılmalı?

Spor salonunda egzersiz yapıyorsanız, kas geliştirmenin en iyi yolunun serbest ağırlık antrenmanı mı yoksa egzersiz ekipmanı mı olduğunu merak ediyor olabilirsiniz. Yapacağınız araştırmada kullanacağınız ekipmana veya eğitiminizin asıl amacına göre cevabın değişeceğini belirtelim. Antrenmanlarda vücudun gelişimi için yapacaklarınız; Serbest ağırlık kullanabilir, makinede çalışabilir veya kendi ağırlığınızla antrenman yapabilirsiniz. Ancak bu üç yöntemden birini seçerken antrenman hedefinize en uygun seçeneği seçmeniz gerektiğini bilmelisiniz. Ayrıca kullanacağınız antrenman programında yer alan egzersizleri de göz önünde bulundurmanız gerektiğini belirtelim. Egzersiz deneyiminizi, iş tercihlerinizi, genetik yapınızı ve hedeflerinizi dikkate almanız sizin yararınızadır. Antrenmanınızı spor salonunda değil de evde yapacaksanız geriye iki seçenek kalıyor. Kendi ağırlığınızla çalışabilir veya elde edilmesi kolay vücut geliştirme ürünleri ile egzersiz yapabilirsiniz.spor salonunda egsersiz yapma, makine ile kas yapma, serbest ağırlık kas çalışmasıEtkili vücut geliştirme teknikleri;

Makine Tekniği… Özellikle yeni başlayanlar tarafından tercih edilen bu yöntemde, ağırlığın ağırlığını makine ile paylaşarak iş yapılır. Örneğin; Bir yükü aktarırken, bir noktadan diğerine kaldıracaksınız, ağırlık makine tarafından desteklenecektir. Bunun sabit bir hızda çalışmak için ideal bir yöntem olduğu söylenmelidir. Makine presleri, leg extension, leg curl, makine leg press gibi egzersizler yapmalısınız. Araç hareketi stabilize ettiği için daha fazla yük taşıyamazsınız. Öğrenmesi oldukça kolay olan simülatör egzersizlerinin de yapılmasının kolay olduğunu belirtmek gerekir. Ağırlığı makine taşıdığı için güvenli bir çalışma ortamı da sağlar. Bu çalışma yöntemi hedef kasları yükleyebildiğiniz zaman sakatlanabileceğinden dikkatli çalışmanızı hatırlatırız.

İşlevsel olmayan bir makine yöntemiyle çalışacaksanız hem dezavantajlarının hem de avantajlarının olduğunu bilmelisiniz. Bu doğal olmayan bir hareket sistemi olduğu için herkes rahat çalışamaz. Ayrıca oldukça pahalı olan bu makineler ev kullanımına uygun değildir. Çok yer kaplamaları ve pratik bir araç olmadıkları için genellikle spor salonlarında saklanmaları tercih edilir.

Serbest Ağırlık Antrenman Tekniği… Dambıl, barbell ve diğer vücut geliştirme aletleri serbest ağırlık denilince ilk akla gelenlerden bazılarıdır. Bu teknik, ağırlığı bir noktadan diğerine aktarmanıza izin verir. Bir arabada olduğu gibi kapalı alanlarda çalışmak zorunda değilsiniz.

Ek kasları çalıştırmaya yardımcı olan serbest ağırlık tekniğinde vücut hareketleriniz tamamen doğaldır. İşi engellememek için tehlikeli vücut pozisyonlarına girmeyin. Makine işinden farklı olarak, son derece işlevsel uygulamalar oluşturmanıza olanak tanır. Ayrıca ev ortamına uygun, pratik, az yer kaplayan ve kolay erişilebilir olduğu için sorun yaşamazsınız. Tabii ki, serbest ağırlık yönteminin dezavantajları vardır. Bu daha rahat bir çalışma şekli olduğu için yaralanma riski artar. Kendi başınıza çalışma fırsatınız olduğu için doğru tekniğe hakim olmanız daha zor olabilir. Simülatörde yapacağınız iş dışında herhangi bir hareket şartınız olmadığı için teknikleri en ideal şekilde öğrenebilirsiniz.

Vücut Ağırlığı Antrenman Tekniği… Bu teknikte çalıştığınız ağırlık kendi bedeninizdir. Vücut ağırlığınızın direnç sağladığı bir yöntemdir. Şınav, şınav ve şınav gibi egzersizlerde kendi ağırlığınızla çalışırsınız. Bu teknikle çalışmak vücudunuzun doğal bir şekilde hareket etmesini sağlar.

Kilitli olmaktan uzak olduğunuz için doğal vücut hareketleriyle çalıştığınız için kolay kolay travmatize olmazsınız. Bu teknikle çalışırken en önemli nokta vücut dengesini korumaktır. Vücudunuzu belli bir dengede tutmaya çalışarak onu dengeleyici kaslar üzerinde çalışmaya zorlarsınız. Fonksiyonel çalışma sunduğu için günlük hayatınızda kullandığınız hareketlere benzer egzersizler uygulayabilirsiniz.

Ancak kendi ağırlığınızla çalışmanın kolay olmadığı durumları özetlemek gerekirse; Yeni başlayanlar ve aşırı kilolu kişilerin zorluk çekeceğini unutmayın. Spor eğitimi almış, belli bir kuvvet ve kas kütlesine sahip kişilerin kullanması gereken bir teknik olduğunu söyleyebiliriz. Bir diğer olumsuz yanı ise kaldıracağınız ağırlık vücudunuz olduğu için üzerinde çalıştığınız yükü çok fazla olduğu için azaltamazsınız.

Tabata Antrenmanı Nasıl Yapılır?

Tabata protokolü olarak da bilinen bu eğitim, 1996 yılında spor ve sporcular üzerine araştırmalar yapan Japon doktor Izumi Tabata tarafından geliştirilmiştir. Kısa sürede kilo vermeyi ve yağ yakmayı hedefleyen bu antrenman, çok çalışan ve egzersiz yapmaya yeterli zamanı bulamayanlar için harika bir alternatif. Fitness rutininize ekstra zaman ayıramadığınızdan şikayet ediyorsanız vücut geliştirme ürünleri ve egzersiz ekipmanlarını uygun fiyatlarla kolayca satın alabilir, spor salonuna gitme ihtiyacınızı ortadan kaldırabilirsiniz. Evden çalışmak da size zaman kazandıracaktır. Öte yandan Tabata antrenmanları, kuvvete dayalı bir antrenman programı içerir. Son zamanlarda, fiziksel dayanıklılığı geliştirmeye, zindeliği iyileştirmeye ve yağ yakmaya odaklanan tabata egzersizleri giderek daha popüler hale geldi.tabata antrenmanı, tabata antrenmanı yapımı, tabata antrenmanı nasıl yapılmalıStandart kardiyodan daha fazlasını geliştirmenize yardımcı olan bir Tabata antrenmanı, tüm kas gruplarının çalışmasına izin verdiği için oldukça verimli bir iştir. Sadece 4 dakikada vücudunuzu ateşleyebileceğiniz egzersizlerden oluşur. Daha fazla yağ yakmanızı ve daha kısa sürede tonda bir forma kavuşmanızı sağlayacak Tabata antrenmanının faydaları antrenmandan sonra 36 saat sürer. Kusursuz görünmek için sadece 4 dakikanız varsa gelin neler yapmanız gerektiğine birlikte karar verelim.

4 Dakikalık Tabata Egzersizi Nasıl Yapılır?

Bu 8 setlik antrenmanda, her set 20 saniye çalışma ve 10 saniye dinlenme gerektirir. Öncelikle odaklanmak istediğiniz alana göre çalışacağınız hareketi belirlemelisiniz. 20 saniye içinde mümkün olduğunca çok hareket yapmaya çalışın. Öğrenmenin temelini bu şekilde oluşturuyoruz.

Maksimum başlatma sayısı için sadece 20 saniyeniz var. Bundan sonra 10 saniye dinlenmeniz ve ardından yeni bir çalışmaya başlamanız gerekir. Tekrar 10 saniyelik bir dinlenme kullanıyorsunuz, mümkün olduğunca 20 saniye boyunca ikinci bir hareket yapmaya çalışıyorsunuz. Bunun kulağa oldukça basit gelmesine aldanmayın çünkü 4. setten sonra biraz daha fazla çaba göstermeniz gerekecek.

Bu antrenmanla, yüksek düzeyde fiziksel zindeliğe ihtiyacınız olduğunda inanılmaz sonuçlar elde edebilirsiniz. Ancak 4 dakikanızı tamamlamalı ve bu antrenmanı ara vermeden düzenli olarak uygulamalısınız. Zindeliğinize gerçekten güvenmiyorsanız, Tabata antrenmanınıza başlamamak en iyisidir.

Bu yüksek yoğunluklu antrenman programı ile kaslarınızın güçlendiğini hissedeceksiniz. Bu egzersizin hazırlık gerektiren son egzersizlerinde kaslarınız ve eklemleriniz aşırı derecede yorulacağından dikkatli hareket etmeli ve olası yaralanmalardan kaçınmalısınız. Vurgulayarak ve doğru yaparak son adımlarınızı atmaya çalışmalısınız.

Hangi egzersizlerle çalışabilirsin?

Hedeflerinize göre kendinize bazı egzersizler belirlemeniz gerektiğinden bahsetmiştik. Ancak önerilen egzersizler konusunda size yardımcı olmamıza izin verin. Front Squat, Soter, Push Press gibi egzersizler en iyi verimi alabileceğiniz egzersizler arasındadır. Dilerseniz erken dönemlerde önerilen egzersiz hareketleriyle başlayabilir ve ileride kendinize yeni bir antrenman programı hazırlayabilirsiniz. Çalışmalarınızda biraz daha ilerlerseniz, vücudunuzun hangi yönde gelişmeye ihtiyacı olduğunu çok daha iyi analiz edebileceksiniz. Antrenmanlarınızda ağırlık kullanmayı planlıyorsanız, setlerde 15-20 tekrar yapmanız gerektiğini göz ardı etmemelisiniz. Birkaç tekrarı kısa sürede tamamlayabileceğiniz ağırlıklar seçmelisiniz. Bir hatırlatma olarak, tüm direnç antrenmanları için kuvvet eldivenleri ve kemerleri kullanabilirsiniz.

Antrenmanınız boyunca bir kronometre veya tabata sayacınız olmalıdır. 20 ve 10 saniye sizin için son derece önemli olacak. Birkaç saniye atlamak veya birkaç saniye dinlenmek, antrenmanınızın etkinliğini doğrudan etkiler.

  1. setten sonraki zorluk normaldir. Ekstra çaba gerektiren bu antrenmanın sonuçlarını düşünerek kendinizi motive edebilirsiniz. Antrenmanınızı asla yarıda kesmeyin, 8 seti pes etmeden tamamladığınızdan emin olun. Kısa sürede alacağınız sonuçlardan fazlasıyla memnun kalacaksınız. Tabata antrenmanlarınızı haftada 3 günden fazla planlamalısınız. Antrenman günleri arasında 1 dinlenme günü ayırmayı unutmayın. Antrenmanınızı düzenli olarak belirlediğiniz günlerde sonlandırdığınızdan emin olun. Haftada sadece 12 dakika çalışarak sizi çok daha iyi gösterecek bir tabata egzersizi yapmayı unutmayın.

Otizmli çocuklara tuvalet eğitimi nasıl verilir?

Tuvalet eğitimi birçok aile için zor bir süreçtir. Bu süreci nasıl planlayacaklarını, ne yapacaklarını ve nasıl yapacaklarını bilmiyorlar. Ebeveynler olarak, bir çocuğa tuvaleti nasıl kullanacağını öğretmeye karar verdiğimizde, onların talimatlarına ve sinyallerine uymalıyız. Bu dönem bazen çok kolay ilerlese de bazen birçok insan için kabus olur. Tuvalet eğitimine başlarken sadece çocuğun kendini hazır hissetmesi değil, ebeveynin de hazır hissetmesi önemlidir.otizmli çocuklara tuvalet eğitimi, çocuk tuvalet eğitimi, tuvalet eğitimi vermeEbeveyn olarak,

Çocuğumun kıyafetlerini sık sık değiştirmeye istekli miyim?

Bebeğim herhangi bir ortamda sızdırırken sakin ve destekleyici olabilecek miyim?

Çocuğumu zorlamadan ritmine devam edebilecek miyim?

Çocuğumun ihtiyaçlarını karşılamak için gereken ilgiyi gösterebilecek miyim?

Ayrıca çocukların belirli ön koşullara sahip olmasını beklerler. Bunu yapmak için, çocuktan gelen sinyalleri takip etmeleri gerekir. Bir çocuğun verdiği en önemli ipucu mahremiyet duygusudur (perdenin arkasına mı saklanıyor – bir kapının arkasına kakasını yaparken mi?) Ve çocuğun fizyolojik durumu (uyandığında kuru mu uyanıyor? Ya da ne kadar kuru mu uyanıyor?) gündüz kalıyor mu) çocuğumuzun hazır olup olmadığını bize gösteriyorlar.

Bu sorulara cevabınız EVET ise tuvalet eğitimine başlayabilirsiniz.

Otizmli bir çocuk için ne yapmalıyız?

Unutmamalıyız ki her çocuk benzersizdir ve her çocuğun farklı bir öğrenme stili vardır. Bu, farklı gelişim özelliklerine sahip otizmli çocuklar için de geçerlidir. Herkesin farklı gelişim özellikleri vardır ve herkes farklı öğrenir. Ebeveynler olarak çocuğumuzun kişiliği ve güçlü yönleriyle ne kadar çok ilgilenirsek bu süreç o kadar kolay olacaktır. Bu süreçte bakıcı ve bakıcıların sakin kalması ve çocuğun rahat etmesini sağlaması çok önemlidir.

Tuvalet eğitiminden önce, bebek bezinin kaybolduğunu anlamak ve tuvalet ile bağlantı kurmak için bebek bezi çantasının ucunun birlikte atılması gerekir. “Bitti” demeli ve asla bebek bezine geri dönmemelisiniz.

Çocuğunuzun 2 yaşından büyük olması, gün içerisinde 1 saat kuru kalması tuvalet becerisi için önemlidir ve buna çocuğun hazır bulunuşluğuna göre karar verilmelidir.

Ayrıca çocuktan gelen diğer sinyalleri de dikkate almanız gerekir. Örnek olarak: Çocuğunuz konuşmaya başlarsa ve tuvalete geldiğinde kendini “çiş nasıl” gibi kelimelerle sözlü olarak ifade eder; Öte yandan, henüz konuşmaya başlamamış, ancak tuvalete gittikten sonra size altını gösteriyorsa veya tuvalete bakıyorsa, bakıcı bunun kendisini rahatsız ettiğini bebeğin yüzüne bakarak anlayabiliyorsa, bunlar olabilir. Bebeğin tuvalet eğitimine başlamak için bakıcıya gönderdiği önemli sinyaller olarak kabul edilir. Bu sinyalleri ve ipuçlarını tuvalet eğitimine başlamak için ön koşullar olarak tanımlayabiliriz.

Tuvalet eğitimi sırasında görsel ipuçlarını kullanmak çocuğunuz için önemli bir hatırlatma olabilir. Bu görsel ipucu, çocuğunuzun tuvalete gittiğinin bir resmi veya sadece bir klozetin resmi olabilir. Çocuğunuzdan bir sinyal gördüğünüzde, fotoğrafını çekip tuvalete götürüp “İşeme zamanı” demeniz önemlidir. Net olmak, kısa cümleler kullanmak ve resmi, çocuğunuzun görmesi için tablonun yan tarafına yapıştırmanız önemlidir.

Çocuğa uygun öğretim yöntemi belirlenmelidir (görsel araçlar, videolar, tablo kullanımı, modelleme).

Bu süreçte kazalar meydana gelebilir. Kıyafet değiştirirken tutarlı olmak ve her zaman banyoda değiştirmek önemlidir. Bu, çocuğunuzun idrar-tuvalet bağlantısını kurmasına yardımcı olacaktır.

Çocuğunuzun tuvalet eğitimi sırasında kendini güvende hissetmesi önemlidir. Bazen bir yetişkine ihtiyaç duyarlar ve bazen en sevdikleri oyuncak onları iyi hissettirebilir. Çocuğunuz tuvaleti kullanmakta isteksizse, çocuğun kendini daha iyi hissetmesi için lazımlığı oturma odasına veya odaya taşıyabilirsiniz. Burada 5 dakikadan fazla oturmamanız gerektiğini unutmayın.

Gece yatmadan en az 2 saat önce yiyecek ve sıvı alımı kesilmelidir.

Çocuğunuzun iyi bir tuvalet zamanı geçirmesine izin verin; En sevdiği oyuncaklar, aktiviteler veya şarkılar konusunda ona yardım edebilirsiniz. Olumlu deneyimler çocuğu motive eder ve öğrenmeyi hızlandırır.

Bazı çocuklar işerken hissetmeyebilirler. Bu bize duyusal işleme ile ilgili bir sorun olduğunu gösteriyor ve ebeveynler olarak bunu takip etmemiz zor olacak. Süreci kolaylaştırmak ve fiziksel olarak hissetmek için çocuğunuzun bir süre bebek bezi ile evde dolaşmasına izin verebilirsiniz.

Tuvalet eğitimi birkaç adımı içerir. Çocuğunuz motor planlama ve organizasyon becerilerinde zorluk çekiyorsa, tuvalet eğitiminde zorluk yaşayabilirsiniz. Görsel destek burada yardımcı olacaktır. Bunun için puan kartları alabilir veya çocuğunuzun tuvaletinin adım adım fotoğrafını çekip tuvaletin yanına asabilirsiniz.

Görsel desteğin yanı sıra bu süreçte Sosyal Hikayeleri de kullanabilirsiniz. Bir çocuğun günlük hayatından sosyal hikayeler oluşturulabilir. Tuvalet eğitimi sırasında çocuğunuzun dilinde basit bir tuvalet kullanım hikayesi oluşturabilirsiniz. Çocuğunuzun sosyal hikayesinde kullanacağı tuvaletin fotoğraflarını çekip hikayeye ekleyebilirsiniz. Öyküde olumlu bir dil kullanmak ve süreci detaylı bir şekilde anlatmak çocuğunuzu hem motive eder hem de kafasındaki süreci daha iyi anlamasına yardımcı olur. Çocuğunuzla birlikte oluşturduğunuz bu hikayeyi her gün okuyabilir ve öğrenme sürecini güçlendirebilirsiniz.

Tuvalet eğitimini karmaşıklaştırmamak için çocuğunuzun bireysel özelliklerini dikkate almalısınız. Çocuğunuzun sıcağa, soğuğa veya sese nasıl tepki verdiği önemlidir. Belki soğuk olduğu için lazımlığa oturmak istemiyor, o zaman ebeveyn olarak siz daha iyi bir çözüm bulabilirsiniz. Belki bir kapakla kaplayabilir veya biraz tuvalet kağıdı koyabilirsiniz. Çocuğunuz seslere duyarlıysa, çocuk tuvaletten çıktıktan sonra sifonu çekmek çözüm olabilir. Aksi takdirde çocuğunuz tahrik olur ve siz ebeveyn olarak bu süreci istemeden sabote edersiniz.

Ödül, çocuğunuzun sevdiği ve onları motive eden yiyecekler veya öğeler olabilir. Ödül, başarının hemen ardından verilmelidir. Bir öpücük, en sevdiğiniz yapıştırıcı, bir kalıp çikolata veya bir alkış olabilir.

Karmaşık süreçlerde psikolojik hazırlık ve olumlu deneyim, daha rahat bir sürece katkıda bulunur. Tuvalet eğitimi sürecine bütüncül bir bakış açısıyla baktığımızda, çocuğun bu süreci olumlu bir deneyimden öğrenebilmesi için kesinlikle baskıcı ve cezalandırıcı yöntemlerden uzak durması gerekir. Stresli yaşantılar öğrenme sürecini olumsuz etkileyebileceği gibi, süreç bitmeden davranışın neden olduğu kaygı nedeniyle terk edilmesi ve bakıcı ile güven ilişkisinin kopması gibi olumsuz sonuçlara da yol açabilmektedir. Aşağılanma ve güvensizliğin en büyük kaynağı erken çocukluk dönemindeki “kendime hakim olamıyorum” duygusudur. Tuvalet en temel ve gerekli vücut işlevlerinden biri olduğu için, çocuğun ilk öz kontrol duygusunu geliştirdiği bu dönem, çocuk için hassas bir dönemdir, bu nedenle tuvalet eğitiminin çocukların gelişiminde önemli bir dönüm noktası olduğunu göz önünde bulundurarak, süreci nasıl kontrol ettiğiniz, çocuğun gelecekteki deneyimlerinde de uzun bir yol kat edecektir. Bu sayede aileler çocuğu korkutmadan, cezalandırmadan bu süreci doyum, mutluluk ve başarı sürecine dönüştürebilmektedir. Her şeyden önce, hazır olma ve zamanlamayı doğru bir şekilde belirleyen çocuk; daha sonra ailenin bireysel özelliklerini dikkate alarak bir program hazırlamak; Son olarak, çocuğunuzu suçlu hissettirmeden sabırlı, pozitif ve tutarlı davranarak süreci mutlu edebilirsiniz.

Hızlı Kilo Vermenin Yolları

Yaz aylarına girerken kilo vermek isteyenlerin kısa sürede hızlı kilo vermek istediğini biliyoruz. Kilo verirken sağlığınızdan ödün vermemek için şok diyet yapmak yerine, kilo vermeyi teşvik ettiği gösterilen yiyecekleri yiyerek başlayabilirsiniz. Diyetinizi değiştirerek ve düzenli egzersiz yaparak hızlı bir şekilde kilo verebilirsiniz. Hızlı ve kolay kilo vermek isteyenler için çok hızlı kilo vermenizi sağlayacak yöntemleri araştırdık.hızlı kilo verme, kilo verme yolları, hızlı kilo vermeye yardımcı yiyeceklerHızlı kilo kaybı için yiyecek seçenekleri;

Proteini Arttırın… Protein kaslarımız ve genel sağlığımız için çok faydalıdır. Ayrıca proteinden zengin bir diyet metabolizma hızının artmasında etkilidir. Hızlı bir metabolizma, daha hızlı ve daha kolay kilo vermenize yardımcı olacaktır. Ayrıca protein açısından zengin bir diyet yağ yakımını hızlandırır.

Şekerden Uzak Durun… Şeker oranı yüksek besinlerden uzak durmalısınız. Şekerli besinler kalorisi yüksek olduğu için özellikle kilo verme sürecinde tercih edilmemelidir. Ayrıca şeker oranı yüksek gazlı içeceklerden de kaçınmalısınız.

Düşük kalorili beslenin… Yemek yerken kalori miktarına dikkat ederek ekstra kalori almazsınız. Günlük almanız gereken kalori miktarını belirleyerek, ana öğünlerinizde ve ara öğünlerinizde dikkatli hareket ederek kalori sayımında ilerledikçe hızlı bir şekilde kilo verebilirsiniz.

Nişastalı yiyecekler yemeyin… Beyaz ekmek, pirinç ve makarna gibi nişastalı yiyeceklerden kaçınmalısınız. Bu ürünler rafinasyon gibi bir takım işlemlerden geçtiği için sağlığa son derece zararlıdır. Ancak kuru fasulye, mercimek, kepekli ekmek gibi doğal nişasta içeren gıdaları tüketmenizde herhangi bir sakınca yoktur ve bu da sağlığınız için çok faydalı olacaktır.

Prebiyotikli besinleri tercih edin… Prebiyotik içeren besinleri tercih ederseniz yağ yüzdesini azaltmış olursunuz. Prebiyotiklerin veya prebiyotik takviyelerin düzenli tüketimi, kilo kontrolünü destekleyen faydalı bakterilerin büyümesini etkiler. Doğal prebiyotikler ve lif içerir; Soğan, sarımsak, pırasa, muz, avokado, yulaf ve mısır gibi yiyecekleri tercih edebilirsiniz.

Hızlı kilo vermenize yardımcı olacak diğer yöntemler

Uyku düzenine dikkat edin: Zayıf uyku kilo verme sürecinde çok önemlidir. Uykusuzluk metabolizma hızını düşürdüğü için kilo verme sürecini de yavaşlatır.

Stresten kaçınılmalıdır: Stresli durumlarda üretilen kortizol kan dolaşımında daha uzun süre kalabilir. Bu, iştahta bir artışa yol açacak ve bu da kilo verme sürecini uzatacaktır.

Düzenli egzersiz yapın: Kilo verme sürecinde diyet kadar egzersiz de önemlidir. Gün içinde yaktığınız kalori miktarını artırmak ve daha hızlı kilo vermek için düzenli olarak egzersiz yapmanız gerekir.

Artan Su Tüketimi: Su, metabolizma hızınızı artırabilecek önemli bir faktördür. Hızlı kilo vermek için vücudumuzun her gün ihtiyaç duyduğu su miktarını almamız gerekir.

Porsiyonları minimumda tutun… Diyete başlarken genellikle kullandığınız tabakları daha küçük olanlarla değiştirmeyi deneyin. Ne kadar çok yerseniz, mideniz o kadar büyük olacak ve yemek ihtiyacı o kadar fazla hissedeceksiniz.

Sağlıklı atıştırmalıklar yanınızda olsun… Gün içinde acıktığınızda hazırlayacağınız küçük atıştırmalıklar, hazır paketli yiyecekler olmak zorunda değil. Bu düşük kalorili yiyecekler sağlığımız için de kötüdür.

Dışarıda Yemek Yemeyin: Kullanılan yağı, nasıl hazırlandığını ve katkı maddelerini bilmediğimiz hazır yemeklerden uzak durmalıyız. Hem sağlığımız için hem de kilo verme sürecinin hızlı ilerlemesi için evde yemek pişirmeye özen göstermeliyiz. Kendi yemeklerinizi hazırlayarak yağ miktarını kontrol edebilir ve daha düşük kalorili bir diyet yapabilirsiniz.

Sonbaharda Hastalıklardan Korunma Yolları

Sonbaharın gelmesiyle birlikte havalar yavaş yavaş soğumaya başladığından, ani yağmurlar da beraberinde gelmeye başlar, bu da hastalıklardan korkmanın zamanı geldiği anlamına gelir. Senenin başından beri bitmek bilmeyen virüslere ve hastalıklara grip ve soğuk algınlığı eklendi. Mevsimsel değişiklikler nedeniyle aniden değişen hava koşullarına ayak uydurmakta zorlanabilirsiniz. Bu durumda bağışıklık sistemimiz çalışır. Bağışıklık sisteminizi nasıl güçlendireceğinizi biliyorsanız, hastalık mevsimini en sağlıklı şekilde atlatabilirsiniz. Grip, soğuk algınlığı, akut bronşit, astım, alerji, depresyon gibi mevsimsel değişikliklerden kendimizi korumak için beslenmemize özellikle dikkat etmeliyiz. Sonbaharın başlamasıyla birlikte her geçen gün azalan güneş ışınlarının sağlığımızın yanı sıra psikolojimizi de etkilediği ayrı bir gerçektir.sonbahar hastalıklarından korunma, hastalıklara karşı önlem alma, hastalıklardan nasıl korunabilirsinizMevsim değişiklikleri sırasında hastalıktan korunma yöntemleri;

Özellikle sonbahar aylarında bağışıklık sisteminizi güçlendirecek besinler tüketmelisiniz. A vitamini mikropların vücuda girmesini engelleyebildiğinden ve C vitamini vücudun hastalıklardan korunmasına yardımcı olduğundan düzenli olarak alınmalıdır. Bağışıklık sisteminin güçlü kalması için düzenli olarak egzersiz yapmaya devam etmek gerekir. Dünya markalarının özel teknolojileri kullanarak geliştirdiği spor giyim ürünlerini tercih ederek terlemeden spor yapmaya devam edebilirsiniz.

Gün boyunca bol su içmeye özen gösterilmelidir. Vücuda birçok faydası olan suyun yetersiz alınması tüm fonksiyonlarının kaybolmasına neden olabilir. Her gün yeterli miktarda su içmek tüm vücut fonksiyonlarının düzenli olarak yerine getirilmesini sağlar. Diyetinize, özellikle de günün en önemli öğünü olan kahvaltıya dikkat ettiğinizden emin olun. Akşamları düşen kan şekerini dengelemeye yardımcı olduğu için kahvaltı kesinlikle atlanmamalıdır. Mevsim geçişlerinde taze sebze ve meyve yiyerek hastalıklardan korunabileceğinizi hatırlatırız. Sürekli değişen havalarda düzgün giyin. Soğuk veya aşırı terleme yılın bu zamanında hastalıklara neden olabilir. Bu nedenle hava durumuna göre çok ince veya çok kalın giyinmemelisiniz.

İnsanlar, güneşe maruz kalmanın azalmasıyla kişinin psikolojisindeki değişikliklerle depresyona daha yatkın hale gelebilir. Mevsim değişiklikleri sırasında beynin daha fazla melatonin hormonu salgılaması gerektiği konusunda hemfikir olan uzmanlar, yatmadan önce yemek yemenin melatonin hormonu seviyesini azalttığını vurguluyor.

Vücudun direncini artırmak için beslenme önerileri;

Bal: Boğaz ağrısına iyi geldiği bilinen bal, antimikrobiyal ve antioksidan özelliğinden dolayı vücudun direncini arttırmada oldukça başarılı bir üründür. Soğuk algınlığının etkilerini azaltan bal, düzenli tüketildiğinde bağışıklık sistemini de güçlendirir.

Çörek Otu Tohumu: Astım, alerji, şeker hastalığı başta olmak üzere birçok hastalığa iyi geldiği bilinen çörek otu düzenli tüketildikten sonra vücudun direncini arttırır. Çörek otu tohumlarını doğrudan kullanabileceğiniz gibi, kapsül veya yağ formlarını da tercih edebilirsiniz.

Beta glukan: Beyaz kan hücrelerini aktive eden beta glukan, enfeksiyonlar ve diğer hastalıklarla savaşabilir. Eczane kapsül formunda kullanabileceğiniz beta glukan, bağışıklık sistemi için de oldukça etkilidir.

Antioksidan içeren besinler: Selenyum ve çinko içeren besinlerin yanı sıra A, C ve E vitaminleri içeren besinlerin tüketilmesi vücudun direncini arttırır. Ispanak, havuç, yumurta, portakal, brokoli, zeytinyağı, sarımsak, soğan, mantar, kuruyemiş ve bakliyat yiyerek bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz.

Yoğurt ve Kefir: Bağırsak florasını iyileştirerek bağışıklık sistemini güçlendirdiği bilinen probiyotikler içeren yoğurt ve kefir, özellikle mevsim geçişlerinde düzenli olarak tüketilmesi gereken besinler arasındadır. Bu, sağlığa birçok faydası olduğu bilinen ve aynı zamanda hastalıkları önlediği bilinen gıdalardan biridir.

Sağlıklı Ofis Atıştırmalıkları Nelerdir?

Modern yaşamın en büyük sorunlarından biri olan zamanlama sorununu çözmek için sabah kahvaltısını atlarsanız, ofiste ideal olmasa da sağlıklı atıştırmalıkları tercih etmeniz gerekebilir. Gün içinde çalışırken ani açlık krizleri, uzun vardiyalar, plansız çalışma hakkında konuştuğumuzda açlığımızı görmezden gelebiliriz. Sağlıklı atıştırmalıkları seçmek çok önemli görünmese de, gün boyunca fazladan kaloriden kaçınmanıza yardımcı olabilir. Ayrıca, sağlıksız karbonhidratlarla vücudunuzun dengesini bozmadan veya fazla kaloriye maruz kalmadan midenizi sağlıklı bir şekilde doldurabileceksiniz. Atıştırmalık olsa bile, uzun saatler boyunca tok kalmanıza yardımcı olacak yiyecekleri bilmek ve gün boyunca yemek yemek, akşamları hiç bitmeyen harekette bile tok kalmanıza yardımcı olacaktır. Karbonhidrat, yağ ve şeker oranı düşük sağlıklı atıştırmalıklara alternatifler arıyorduk.ofis atıştırmalıkları, sağlıklı atıştırmalıklar, hangi yiyecekler atıştırılmalıOfiste atıştırmalıklara sağlıklı alternatifler

Yoğurt ve meyve: Ofiste pratik ve sağlıklı bir atıştırmalık olarak tüketebileceğiniz yoğurdu rahatlıkla yiyebilirsiniz. Meyveli yoğurdu tercih ediyorsanız marketten alacağınız aromalı ambalajlı yoğurt yerine evde 5 dakikada hazırlayabileceğiniz meyveli yoğurdu tercih etmelisiniz. Ayrıca bu karışımdaki meyveler kan şekerinizi dengelerken yoğurt ile uzun süre tok kalabilirsiniz.

Sağlıklı ev yapımı tost: Hem sağlık hem de pratik faydaları ile yapılabilen tam buğday veya kepekli ekmek ile hızlıca tost yapabilirsiniz. Evde birkaç dakika geçirdikten sonra iki dilim siyah ekmeğin arasına domates, marul, beyaz peynir ve kekik koyarak hızlı ve sağlıklı bir ofis atıştırması hazırlayabilirsiniz.

Haşlanmış Yumurta: Evden çıkmak üzereyken bile çok kısa sürede pişebilen haşlanmış yumurta çok sağlıklı bir atıştırmalık olacaktır. Ayrıca biraz acı biber ekleyerek metabolizmanızı hızlandırabilirsiniz. Ayrıca haşlanmış yumurta ile uzun süre tok kalabilirsiniz.

Badem ve Hurma: Bir yandan çalışırken, diğer yandan yiyebileceğiniz badem ve hurma alternatifi ile şeker ihtiyacınızdan kurtulabilir ve uzun süre tok kalabilirsiniz. Ayrıca badem ve hurmayı birlikte tüketerek sağlıklı yağ ve protein ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Yağ içerdiğinden günde 18 badem ve 3 hurmadan fazla yememelisiniz.

Yulaf: Örneğin sütle karıştırılabilen yulaf ezmesi sağlıklı bir seçenek olabilir. Ayrıca ceviz ve tarçın eklemek kan şekeri dengesinin korunmasına yardımcı olacaktır. Ceviz sağlıklı yağlarla yüklüdür ve tok kalırken daha uzun süre formda kalmanıza yardımcı olur.

Ton Balığı: Ofiste sağlıklı bir öğle veya akşam yemeği hazırlamak istiyorsanız konserve ton balığı tercih edebilirsiniz. Omega-3 ve sağlıklı yağlar içeren son derece sağlıklı bir atıştırmalık olan ton balığını sağlığınız için mutlaka tüketmeniz gerektiğini hatırlatmak isteriz.

Baharatlı Salatalık: İsterseniz evde hızlıca pişirebilir, isterseniz de çantanıza iki salatalık alarak ofiste atıştırmalık hazırlayabilirsiniz. Salataları tuz, limon ve pul biber ile soyup dilimleyerek hem açlığı bastırabilir hem de metabolizma hızınızı artırabilirsiniz.

En sık yapılan beslenme hataları;

Kahvaltıyı atlamak… Zamanınız kısıtlı olsa da, gerekirse 15 dakika erken kalkmalı ve güne enerji verecek ilk öğününüzü yemelisiniz.

Atıştırmalık yemeyin… Günlük yemek planınızda yer alan atıştırmalıklar, metabolizmanızı her zaman yüksek tutacağı için çok önemlidir.

Öğünler… Diyetiniz sırasında bir kez yemek yerseniz veya günlük hayatınızda vakit bulamadığınız için aç kalırsınız ve bu son derece sağlıksızdır.

Ekmeğin reddi… Vücudumuzun her gün ihtiyaç duyduğu vitamin ve minerallerden daha az karbonhidrata ihtiyacı yoktur. Bu nedenle dilimli ekmek yerine tam tahıllı ekmek tercih etmek çok daha sağlıklıdır.

Sıvı Elektrolit İçeren İçecekler

Suda çözündüğünde elektrik yüklü küçük parçacıklar olan iyonlara dönüşen minerallere elektrolit denir. Vücut sıvılarını düzenlediği için egzersiz sırasında önemli olan elektrolitler kanda ve hücrelerde bulunur. Sinir ve kas fonksiyonu için kesinlikle gerekli olan elektrolitler vücuttaki sıvı dengesini de sağlar. Dengeli bir diyet su ile birleştiğinde bile vücudun sıvı ve elektrolit ihtiyacını karşılamaya yeterlidir. Elektrolitler, sıcak bir ortamda çalışıldıktan sonra alınırsa ve en az 2 saat devam edilirse daha da faydalı olabilir. Kısa süreli egzersiz yapacaksanız elektrolit eklemeniz gerekmeyebilir. Bu aktivite sırasında üretilen terin ™’u su, geriye kalan %1’i ise elektrolit olacaktır.sıvı elektrolit içeren içecekler neler, sıvı elektrolit nedir, sıvı elektrolit ne demekAğır egzersiz, ishal, kusma gibi nedenlerle artabilecek elektrolit kaybını önlemek için belirli zamanlarda sıvı elektrolit adı verilen elektrolit içeren içecekler tüketmelisiniz. Sıvı elektrolit içeren sağlıklı içeceklere alternatifler arıyorduk.

Sıvı elektrolitler içeren sağlıklı içecekler

Hindistan cevizi suyu… Son yıllarda tüm dünyada popülerlik kazanan Hindistan cevizi suyu özel olarak şişelenip satılmaktadır. Şeker oranı çok düşük olan hindistan cevizi suyu en çok bilinen elektrolitleri içerir. Potasyum, kalsiyum, magnezyum ve sodyum, hindistancevizi suyundaki elektrolitlerdir. Ortalama 240 ml. Bardak başına 46 kalori ile bu sağlıklı içecek, popüler spor içeceklerine en iyi alternatiflerden biridir.

Süt… Kalsiyum, sodyum ve potasyum gibi birçok elektrolit içeren süt, karbonhidrat ve protein de içerir. Her ikisi de egzersiz sonrası kas dokusunun iyileşmesini destekleyen karbonhidratlar ve proteinler çok önemlidir. Süt ürünlerine karşı toleransı olmayanlar ve vegan diyet yapanlar için bunun en iyi alternatif olmadığı da belirtilmelidir. Ancak bu gibi durumlarda bitki bazlı süt tercih edilebilir. İçerdiği değerlerden dolayı sütün egzersiz sonrası içilen bir içecek olduğu söylenebilir.

Meyve suları… Karpuz, portakal ve kiraz gibi birçok meyve elektrolit içerir. Özellikle karpuz suyu potasyum, magnezyum, kalsiyum ve fosfor içeriği ile oldukça sağlıklı bir meyvedir. Bu nedenle zengin bir elektrolit kaynağı olan karpuz suyu spor sonrası içeceklerden biridir. Elektrolit dengesi için meyve suyu tercih edecekseniz bu içeceklerin sodyum içeriğinin düşük olduğunu bilmelisiniz.

Spor içecekleri… 1980 yılından beri piyasada bulunan spor içecekleri elektrolit dengesini destekler. Bu, enerji seviyelerinin yanı sıra sıvı ve elektrolit kombinasyonunu korumak için mantıklı bir seçenektir. Şeker ve renklendirici gibi katkı maddeleri içerebilen sporcu içeceklerini tüketmenin en sağlıklı yolu kendi spor içeceğinizi yapmaktır. 0 meyve suyu, hindistan cevizi suyu ve bir tutam tuzu karıştırarak kendi spor içeceğinizi kolayca yapabilirsiniz.

Pedialyte… Öncelikle çocuklara yönelik olsa da yetişkinlerin de sıklıkla tercih ettiği bir içecektir. Kusma veya ishal nedeniyle kaybedilen elektrolit dengesinin geri kazanılmasına yardımcı olur. Maksimum şeker içeriği 9 gram olarak üretilen Pedialyte, yapay tatlandırıcılar da içerdiğinden kontrollü olarak tüketilmektedir. Dilerseniz şekersiz çeşitleri de içebilirsiniz. Standart spor içecekleri ile karşılaştırıldığında şeker içeriği oldukça düşüktür. Klorür ve potasyum içeren rehidrasyon takviyesi pediatri hafif elektrolit takviyeleri ile ideal bir sağlıklı içecektir.

En ünlü ve gerekli elektrolitler;

Potasyum: Nöronlar ve kas hücreleri arasındaki elektriksel aktivite için gerekli olan potasyum, hücre içi sıvıda ozmotik basınç oluşturur.

Sodyum: Sodyum konsantrasyonunu düzenleyen madde aldosterondur. Nefron dışındaki tübülleri uyararak fazla sodyumu uzaklaştırır.

Kalsiyum: Dişlerin kemik dokusunun ve yapısının ˜’ini oluşturur. Bu, kanın pıhtılaşması için gerekli olan nöronal ve kas tepkilerinin normal seviyelerde kalmasını sağlar.

Magnezyum: Hücre içi sıvıda bulunan magnezyum en bol bulunan katyondur. Sinir ve kas hücrelerinin çalışması için gereklidir. Vücuttaki tüm magnezyumun yarısı kemiklerde bulunur.