Kategori arşivi: Sağlık-Bakım

Enerji İçecekleri Zararlı Mı?

Son zamanların en meşhur içeceklerinden biri haline gelen enerji içecekleri oldukça yaygın kullanıma sahiptirler. Pek çok markette veya spor salonunda kolaylıkla bulunan enerji içecekleri enerji verdiği düşünülerek tüketimi sağlanmaktadır.  Bilhassa spor yapan kişilerin sürekli olarak içtiği bu içecekler insanı daha enerjik bir yapıda olmasına neden olmaktadır. Fakat enerji içeceklerinin bu enerji takviyesi ne yazık ki geçici bir durumdur. Enerji içeceklerinin içeriğinde pek çok madde yer almaktadır. Bu maddeler insan vücuduna anlık olarak doping etkisi sağlarken, zamanla organların tahribatına da yol açmaktadırlar.  Bu sebepten dolayı enerji içeceklerinde doğru şekilde tüketilmesi oldukça büyük önem arz etmektedir. Sonuç olarak vücudunuza dışarıdan doğal olmayan bir enerji yüklemektesiniz. Dayanıklılığı veya gücünüzü toplamak için içilen bu içecekleri ne kadar doğru kullanırsanız vücudunuza yararı o kadar fazla olmaktadır.enerji içecekleri, enerji içeceği zararları, enerji içecekleri ne kadar zararlı

Enerji İçeceğinin İçeriğindeki Maddeler

Enerji içeceklerinin içeriğinde yer alan maddelerin başında amino asit, taurin, kafein, guarana gibi insan vücudunu harekete geçiren maddeler bulunmaktadır. Bu maddeler vücuda girer girmez kişide farklılıklar yaratacaktır. Fakat bu maddeler vücudu uyardığı kadar da rahatsız edicide olabilmektedir. Örneğin; kafeine baktığımız zaman fazlası kalp çarpıntısına sebep olabilir. Bu da hiç istenmeyen bir durumlardandır. Enerji içeceklerinin zararları nelerdir hiç bilmeden tüketiyoruz oysa dikkatli kullanılmadığında durumlarda ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalınabilir. Kimi zaman enerji içecekleri yaşam kaybına da yol açabilirler. Bu sebepten enerji içeceklerinin zararları hakkında bilgilenerek ve kullanımlarında dikkatli olmakta yarar var. Masum sanılan bir şişe içecek ölümünüze sebep olmadan kontrollü bir şekilde kullanmalısınız.

Enerji İçeceğinin Zararları

Günümüzde artık pek çok enerji içeceği mahalle bakkallarında dahi satılmaktadır. Enerji içecekleri ile ilgili yapılan araştırmalar sonucunda bilim adamları halkı ciddi olarak uyarmaktadır.  Sürekli olarak enerji içecekleri tüketen insanlarda bağışıklık sistemi büyük ölçüde zarar görmektedir. Bildiğiniz gibi bağışıklık sistemi vücut için oldukça önemlidir. Vücudumuzun bağışıklığı çöktüğü zaman sizin de hayata tutunmanız imkânsız olacaktır. Bundan ziyade enerji içecekleri vücuda anlık bir güç katarken diğer yandan ise beyin fonksiyonlarını yavaşlatarak kişilerin sinir sistemini etkilemektedir.

Akdeniz Diyeti Kalbe İyi Gelir Mi?

Akdeniz diyeti olarak belirtilen batı diyetinde mümkün olduğunca sağlıklı besinlerle beslenme amacı güdülmektedir. Kalp hastalığı olan kişilerin sağlığı için daha sağlıklı beslenme düzeni benimsemeleri gerekir. Akdeniz tipi beslenme düzeni de kalp sağlığını korumaktadır. Meyve, sebze, rafine edilmemiş gıdalar, balık Akdeniz diyetinin temel taşlarını oluşturmaktadır. Rafine edilmiş tüm gıdalar, şekerler, tahıllar, şekerli içecekler veya derin yağda kızartılmış yiyecekler ise yasaklar arasındadır. Bu konuda yapılan araştırmalara göre Akdeniz diyetine geçenlerde kalp krizi veya felç riski büyük oranda azalmaktadır. Aynı şekilde sağlıksız yönleri de engelliyor, kalp sorunlarını riske atan şeylerin önüne geçmektedir. Tamamen kalbi ve sağlığı koruyan bir beslenme planını içermektedir.akdeniz diyetinin faydaları, akdeniz diyetinin kalbe faydaları, akdeniz diyeti yapmaAkdeniz Diyetinin Önemi

Meyve ve sebze tüketimi kalp krizi, felç ve ani ölüm riskini azaltılmasına yardımcı olmaktadır. Karbonhidrat, şeker veya kızartma yağlar ise aksine kalp damar sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Akdeniz diyeti kalp hastalıklarına karşı koruyor fakat henüz tansiyon, kolesterol gibi diğer risk faktörlerine karşı etkileri kanıtlanmamıştır. Çalışmalar hala sürmektedir. Sağlıksız gıdalar zararlı ile Akdeniz diyeti gibi popüler sağlıklı beslenme planları giderek inanırlığını daha da artırmaktadır. Dünyada milyonlarca kişi sağlığı için bu beslenme tipine geçmiştir. Zeytinyağı ile yararlı yağlara yönelmek çok etkili olmaktadır. Zeytinyağı, tam tahıllar, meyve sebze veya balık tüketimine dayalı olan Akdeniz diyeti sağlığa oldukça faydalıdır. Kanser ve kalp hastalıklarından koruyan Omega 3 yağ asitlerini barındıran gıdalar bu diyette bolca bulunuyor. Lif içerdiği için sağlıklı kiloda kalmayı hatta zayıflamayı da kolaylaştırmaktadır. Kilo kontrolü de kalp damar sağlığında mühimdir.

Akdeniz Diyetinin Faydaları

Akdeniz diyetinin en faydalı elemanı tekli doymamış yağları ile zeytinyağıdır. İyi kolesterolü yükseltirken, kötü kolesterolü düşürerek kolesterolü dengelemektedir. Sinir hastalıklarını önlemektedir. Akdeniz diyeti kolon kanseri ve mide kanserini de engelliyor. Deniz ürünleri ile birlikte tüketilen zeytinyağı damar sertliğini önlemektedir. Polifenoller de damarları koruyor, tıkanmayı giderir. Aspirin kadar damar açmada etkili olan zeytinyağı; kan pıhtılarının oluşumunda görev alan trombositlerin yapışkanlığını azaltır. Kemiklerin de ileri yaşa bağlı erimesini ve güçsüz kalmasını engeller.

Ortopedik Ayakkabı

Ayakkabı Bütün gün boyu sizi zinde tutacak boyun ağrılarını geçirecek ayaklarınızı rahatlatacak belinizi ağrıtmayacak yani sizi ayakta tutacak nitelikte olması gerekmektedir. Sıradan ayakkabılar istediğiniz konforu size veremezler. Spor ayakkabılar rahat olsa da her kıyafetiniz için uygun değildir. Ancak spor ayakkabılarda bile ortopedik ayakkabı seçebilirsiniz.  Topuklu ayakkabı giymek zorunda olanlar ya da bu modelleri giymeye mecbur olanlar bile aradıkları rahatlığı ortopedide bulabilirler. Ortopedi ayak sağlığı anlamındadır. Ayağınızın her kıvrımına uyan ve kemikler arasındaki birleşmeye uygun olarak üretilen bu ayakkabılarda sorun sadece ayak numaranızı bulabilmektir.ortopedik ayakkabı kullanımı, ortopedik ayakkabı nedir, ortopedik ayakkabı kimler kullanmalıOrtopedik ayakkabı kişiye özel üretim diyebiliriz.  Genellikle topuksuz ve standart kalıplarla yapılan ayakkabı modelleri istenildiğinde kişiye özel modelleri ile de üretilebilmektedir. Ayakkabı içerisine yerleştirilen noktalar ile kişinin rahatlığı sağlanarak kullanıma sunulmuştur. Parmak uçları, taban, topuk olarak düşünülen üç nokta modelleri herkese uygun modellerdir. Boyun ve bel ağrısı çekenler için ayrıca üretimi sağlanmış 5 nokta ayakkabılar sağlık sorunlarının giderilmesinde yardımcı olur. Düztaban ayakkabıları özel üretimlerdir. Ayakkabılar hastalığa özel olarak sipariş de yapılabileceği gibi sıradan bir mağazadan da gidip alabileceğiniz tarzda ürünler mevcuttur. Dışarıdan bakıldığında şık ve kaliteli bir ayakkabı olduğu açıkça görülmektedir. Taban yükseklikleri diğer ayakkabılara göre daha fazladır. Tabanında içerden ya da dışardan yüksek topuk çok fazla görülmemektedir. Bacak boyu birbiriyle eşlemeyen kişilerde yine uyumu sağlamak için ayakkabının eşlerinden birini daha yüksek olarak üretmektedir.

Ayakkabı fiyatları diğer ayakkabıları nazaran daha pahalıdır. Markalı olarak satılan ürünler üretimde çok fazla yapılmadığı için pahalı satılmaktadır. Her ortopedik denilen ayakkabıya inanmamalısınız sizin ayağınız ayakkabıya giydiğinizde ortopedik olup olmadığını anında anlayacaktır ağrıyan bölgelerinize ve ayaklarınızı anında rahatlatacak olan ayakkabılar size uygun ayakkabılar demektir. Zaten anında rahatlama hissedeceğiniz kaslarınızda bunu anlayabilirsiniz.  Renk olarak her zaman koyu renklerde seçilen bu ayakkabılar da bu sene bordo renkte hâkimdir. Eskitme model dediğimiz siyah ve bordo karışımlı renkte bayanlar oldukça memnundur. Spor ayakkabılar dışında kahverengi, siyah be bordo olarak üretilen modeller isteğe göre de farklı renklerde de üretilmektedir.

Endometrial Hiperplazi (Rahim İç Zarı Kalınlaşması) Nedir?

Endometrial hiperplazi, endometrium olarak adlandırılan rahim içindeki zar dokusunun gereğinden fazla kalınlaşması durumudur. Halk arasında ”rahimde kalınlaşma” olarak bilinen endometrial hiperplazi, rahim kanseri gelişiminde oldukça etkilidir.endometrial hiperplazi ne demek, endometrial hiperplazi belirtisi, endometrial hiperplazi kimlerde görülürEndometrial Hiperplazi Belirtileri Nelerdir?

Endometrial hiperplazi yaşayan kadınlarda en çok görülen belirti düzensiz adet kanamalarıdır. Bu kanamalar çoğu zaman 40 yaş üzeri kadınlarda görülmektedir. Bunun yanı sıra risk altında olan kadınlar da bulunmaktadır. Obezite sorunu olan kadınlar, östrojen hormonunun vücutta gereğinden fazla birikmesi nedeniyle endometrial hiperplazi konusunda risk sınıfına girmektedir.

Endometrial Hiperplazi Tanısı Nasıl Konur?

Endometrial hiperplazi tanısı konulması için ultasonografik görüntüleme tekniği kullanılmalıdır. Hasta şüpheli bir belirti gördüğünde hekime başvurmalıdır. Yapılacak ultrasonografi esnasında rahim içi zarının kalınlaştığı görülebilmektedir. Ancak kesin bir tanı konulması için rahim içinden doku alınarak patolojik inceleme yapılması gerekir. Rahim içinden doku alınması işlemi ise ”endometrial biopsi” olarak adlandırılır.

Endometrial Hiperplazi Tedavisi Nasıl Yapılır?

 Endometrial hiperplazi sorunu yaşayan kadınların tedavisinde, hastalığın derecesine ve kişinin çocuk istemine bakılmaktadır. Basit bir hiperplazi söz konusu ise, ağız yoluyla alınan haplarla tedavi mümkündür. Bu tedavi 3-4 ay sürmektedir. Tedavi tamamlandığında ikinci kez biopsi işlemi uygulanarak hastalığın tedaviye cevap verip vermediği incelenir.

Eğer hiperplazi ilerlemiş ve kansere dönüşme ihtimali yükselmişse, cerrahi operasyon düşünülebilir. Ancak histerektomi adı verilen bu operasyonda rahim alınacağı için, hastanın çocuk istemi olup olmadığı oldukça önemlidir.

Basedow Graves Rahatsızlığı Nedir?

Basedow Graves rahatsızlığı, troid bezinden salgılanan hormonlardan dolayı meydana gelmektedir. Çoğunlukla genetik olabilmektedir. Aynı ailede bu hastalık geçmişine sahip birçok kişi bulunmaktadır. Genetik faktörünün dışında da, ağır şartlarda yaşanan stresler, kaza ya da bazı ilaç yan etkileri olarak da karşımıza çıkan bir durumdur. Bu yan etkiler Basedow Graves hastalığının ilerlemesine sebep olmaktadır. Otoimmün hastalıklar olarak karşımıza çıkan bu durum bazı hastalıkların da birbirini tetiklemesi yoluyla karşımıza çıkabilmektedir.basedow graves rahatsızlığı, basedow graves nedir, basedow graves tedavisiBasedow Graves hastalığının ortaya çıkarılmasını sağlayan şikayetler, derinin pul pul dökülmesi, çarpıntı, kilo kaybı yaşanması, guatra bağlı olarak yutkunma problemleridir. Ellerin titremesi çok yaygın olarak hastalık belirtilerinde gözlemlenmektedir. Cildin terlemesi ve sürekli nemli gibi durması da Basedow Graves rahatsızlığından şüphelenilmesine yetecek bir bulgudur. En belirgin hastalık şikayeti ise, gözde meydana gelen çeşitli rahatsızlıklardır. Görme kaybı oluşacak derecede gözlerin bozulması, gözlerin bulanıklaşması ve hastalığın ilerleyen evrelerinde ise, gözlerin yuvalarından çıkarak dışarı doğru büyümesi gözlenebilmektedir. Bu durum ile kendini belli eden Basedow Graves rahatsızlıklarında son evreye gelinmiş ve acilen tedavi altına alınması gerekmektedir.

Basedow Graves hastalığının tanısının konulması için hastadan bazı tetkikler istenmektedir. Bunların en başında kan tahlilleri gelmektedir. kan tahlilinde, T3 ve T4 değerlerine bakılmaktadır. Bu değerlerin yüksek oranda çıkması, TSH hormon değerinin ise düşük oranda çıkması Basedow Graves bulgusuna örnektir. Kalsiyum ve fosfat düzeylerine de bakılmaktadır. Basedow Graves hastalığında kalsiyum değerlerinde yükselme görülürken, kolestrolda ise düşüşler meydana gelmektedir.

Kan testlerinde birtakım bulgulara rastlanıldıktan sonra, ultrason değerleri de göz önüne alınmalıdır. Tiroid ultrasonu, tiroid sintigrafisi ile Basedow Graves hastalığının tanısı yapılmaktadır. Tiroid ultrasonu ile beraber nodülün yeri belirlenerek ve kanlanma durumuna bakarak, cerrahi müdahale ile iç bölgenin temizlenmesi gerekmektedir. Daha küçük boyutlu ve iyi huylu olan kitlelerde ilaç tedavisi anında bu rahatsızlığı geçirebilmektedir. Cerrahi tedavi ise, daha kapsamlı ve dikkatli şekilde yapılmaktadır. Radyoiyot tedavisi ise, tek başına kullanılmamaktadır. Ya ilaç tedavisi ile birlikte ya da cerrahi operasyondan sonra ameliyat gören yerin kurutulup bir daha kitle oluşumunun yaşanmaması adına kullanılan bir yöntemdir.

Meme Küçültme Estetiği Nedir, Nasıl Yapılır?

Meme estetiği, memenin estetik ve sağlıklı bir hale getirilmesi amaçlı olarak yapılan operasyonlardır. Meme küçültme ameliyatı da bu tarz operasyonlardan bir tanesidir. Bu operasyonda amaç hastanın normal boyutlarda bir meme görünümüne sahip olmasıdır. Kadınlarda rastlanan büyük meme problemi bazen genetik olarak bazen de aşırı kiloya bağlı olarak görülebilmektedir. Nişantaşı meme estetiği sayesinde tüm bu problemler ortadan kaldırılacak ve göğüslerin küçültülmesi ile yaşanan sırt ağrısı problemleri en aza indirgenecektir.meme küçültme, meme küçültme operasyonu yapımı, meme küçültme ameliyatı

Meme küçültme estetiği nasıl yapılır?

 Meme küçültme estetiğinde amaç fazla olan meme dokusunu çıkartmak ve göğüsteki sarkmaları toparlayarak ideal göğüs biçimini ortaya çıkarmaktır. Bu operasyon birçok farklı şekilde yapılabilmektedir. Bazı küçültmeler yalnızca meme ucundan yapılırken bazıları ters t şeklinde yapılacaktır. Nasıl bir yöntem izleneceği hastanın göğü büyüklüğüne bağlı olarak değişiklik gösterecektir. Şişli meme estetiği sonrası dönemde çok fazla aktivite yapılması doğru olmayacaktır. İyileşme hemen tamamlanabilecek bir şey olmadığında ortalama 4 hafta boyunca devam edecektir. Bu süreçte kollar çok fazla kaldırılmamalı ve meme bölgesini zorlayacak aktivitelerden uzak durulmalıdır. İlk günler pansumanların ve verilen ilaçların ihmal edilmemesi iyileşme sürecinin çok daha kolay ve ağrısız bir şekilde tamamlanmasına yardımcı olacaktır.

 Meme küçültme estetiği kimler için uygundur?

 Nişantaşı meme estetiği memelerinin büyüklüğünden şikayetçi olan her kadın için uygundur. Büyük meme problemi kişiyi birçok anlamda kısıtlamaktadır. Bu probleme sahip olan kadınların özgürce koşması ve spor yapması mümkün olmamaktadır. Bunun yanı sıra istenilen kıyafetlerin giyilmesine bile engel olan büyük meme problemi, meme küçültme estetiği ile tamamen giderilecektir. Bu tarz problemlere sahip olan kadınlar kesinlikle beklememeli ve en kısa sürede muayene olmalıdır. Bu sayede kısa sürede aşırı büyük olan meme probleminden kurtulmak mümkündür.

 Operasyon sonrası göğüsler ne kadar küçülür?

Şişli meme estetiği sonrası göğüslerin ne kadar küçüleceği hastanın sağlık durumuna bağlı olarak değişiklik gösterecektir. Bu noktada operasyonu uygulayacak olan uzman doktor ile konuşulmalı ve ne kadar küçülme olacağı öğrenilmelidir. Küçülme oranı kişiden kişiye değişse de meme bölgesinde büyük oranda farklılık olacağı ve kişinin yaşadığı tüm meme problemlerinde kurtulacağı bilinen bir gerçektir.

Kızlık Zarı Dikimi Nasıl Yapılır?

Bazen kazayla, bazen ise gençlik heyecanları sonucunda kızlık zarı zarar görebilir. Ülkemizde genç kızların namuslu olduğunun teminatı olarak görülen ve çoğu kez acı olayları da beraberinde getiren kızlık zarı inanışı, özellikle bu gibi bir durum yaşayan genç kızlar için endişe verici olayları doğurabilir. Bu yüzden kızlık zarı dikimi ile bu sorunların üstesinden gelmek mümkün olabilmektedir.kızlık zarı dikimi, kızlık zarı nasıl dikilir, kızlık zarı diktirme

Kızlık zarı dikimi için iki yol uygulanmaktadır. Birinci yol geçici kızlık zarı tamiridir ki, bu ameliyat genç kız evlenmeden 3-5 gün önce yaptırılması gerekir. Eğer operasyondan sonraki süre 1 haftayı geçerse, uygulamanın özelliği kaybolur ve operasyon bir işe yaramaz. Bu yöntem diğer kızlık zarı dikim operasyonundan daha basittir ve hasta operasyon sonrasında günlük hayatına devam edebilir. Bu operasyon öncesinde lokal anestezi uygulanır ve yırtılan zar dikiş ile toplanır. Bu operasyon toplam olarak 25-30 dakika arsında bir zamanda gerçekleşmektedir. Ancak başta da değdiğimiz gibi bu operasyonun cinsel ilişkiye girmeden çok kısa bir süre öncesi yapılması gerekir.

Diğer kızlık zarı dikimi yöntemi ise kalıcı bir yöntemdir ve diğerine göre çok daha güvenlidir. Kalıcı kızlık zarı dikimi operasyonunda, hasta yine lokal anestezi ile rahatlatılır. Sonrasında vajinanın iç kısmından kızlık zarına uyumlu doku alınarak, kızlık zarının olması gereken yere yama yapılır. Bu operasyonda yaklaşık 45-60 dakika arası sürmektedir. Hasta birkaç gün içinde günlük hayatına dönebilir. Ancak kalıcı kızlık zarı dikimi operasyonunun sonrasında hasta en az 3 ay cinsel ilişkiye girmemesi gerekir ki, yama yapılan doku bulunduğu bölgeye uyum sağlasın ve adapte olabilsin.

Kızlık zarı dikimi kimi uzmanlar ve hukukçular tarafından etik olarak yanlış görülüyorsa da, ülkemizde meydana gelen namus cinayetleri göz önünde bulundurulduğunda, genç kızların bir hata sonucunda bu yola başvurmaları yadırganmamalıdır. Ülkemizde kızlık zarı dikimi uzman jinekologlar tarafından ve hastane ortamında yapılmaktadır. Bu konuda bir sorunu olan genç kız öncelikle operasyon için seçeceği jinekoloğu iyi araştırmalı ve geçmişi hakkında fikir sahibi olmalıdır. İllegal yollara ve merdiven altı uygulamalara rağbet etmemelidir.

Sinüzit Tedavisi Nasıl Yapılır?

Kafatasında bulunan sinüs diye adlandırılan mukoza ile kaplı havali boşlukların enfeksiyonuna verilen ada sinüzit denir. Değişik bölgelere yansıyan baş ağrısı ( göz arkası, burun koku, ensede, kaşların arasında, alında,   üst dişlerde, burun yanlarında) koku hissinde değişiklikler (azalma, artma, kotu koku veya var olmayan koku hissi ) kuru öksürük, geniz akıntısı, baş dönmesi veya sersemlik hissi, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, nefes alma güçlüğü, horlama, genel halsizlik yorgunluk, ağız kokusu, boğaz ağrısı, kulaklarda tıkanıklık hissi, kulakta açılıp kapanmalar olabilmektedir.sinüzit tedavisi, sinüzit tedavisi yapımı, sinüzit nasıl tedavi edilirSinüs havalanmasının bozulması ile burunda mukus akışının engellenmesi ile sinüzit ortaya çıkar. Sıklıkla sebep hava değişimi ile veya birlikte nezle, grip sonrası ortaya çıkmaktadır. Bu mukosiliyer klirens denilen burnun kendini temizleme mekanizmasının bozulması salgıların hava sıcaklığı ile uyum için bir süre gerektirmesi veya az su içmekten ortaya çıkabilir. Nezle ve grip viral enfeksiyonlardır. Burun akıntısı duru tuzlu bir sıvıdır. Gripte ateş olması beklenir ve bu enfeksiyonlar sonrasında da mukosiliyer klirensin yani burnun kendini temizleme mekanizmasının  temel taşı olan silendirik  titrek tüylü epitel hücrelerinin hasarlanması ile bu mekanizma bozulur ve bakteriler üremeye baslar, sinüzit ortaya çıkar. Hastanın şikâyetleri öğrenildikten sonra eşlik eden veya tedavi gördüğü hastalıkları varsa bunlara uygun yani dengeyi bozmayacak ilaç tedavisi kbb uzmanı tarafından seçilebilir.

Antibiyotik, ağrı kesici, ağızdan ya da burundan alınan; dekonjestanlar, antihistaminikler, steroid içeren preparatlar kullanılabilir. Buğu yapmak, balgam sokturucu veya öksürük şurupları, lokotrien antagonistleri, bikarbonatlı serum fizyolojik su vb. gibi… Antibiyotikler; bakterilerin ortadan kaldırılması ve sinüzit tekrarının engellenmesi için en önemli ilaçlardır.

Ağrı kesiciler; ağrı için onlarca turu mevcuttur. Çok gerekli olmadıkça kullanılmamalıdır.

Dekonjestanlar; sinüslerin buruna aktığı ağızları açmak için ilk tercihtir, tansiyon hastalarında oral dekonjestan kullanımı sakıncalıdır. Antihistaminikler ve lokotrien antagonistleri ve steroidler; sıklıkla alerjik rinit hikayesi de olan ve birlikte başladıkları düşünülen hastalarda önerilir. Kronik sinüzit, nazal polyposis, astımlı hastalarda da tedaviye yardımcıdırlar. Antikolinerjik ilaçlar burun akıntısı için kullanılabilir. Kronik akciğer hastalarına sigara kullananlara mukolitikler önerilebilir.

Kronik sinüzit tedavisinde uzun dönem düşük doz antibiyotik ya da antibiyotik ilaçların etkinliği bilinmektedir. Burun ve sinüslerin havalanmasını artırmak, burun tıkanıklığını gidermek anatomik patoloji (yapısal problemlerin giderilmesi ) düzeltilmesi için, sinüs ağızlarını açmak ya da genişletmek, nazal polip veya mantar topunu sinüslerden çıkarılması için yapılır.

Endoskopik yöntemle Messenklinger, Stammberger ve Kennedy’nin tariflediği,  enfekte olan veya poliple dolu sinüsler açılarak tek bir havalı boşluk sekline getirilir, sinüs ağızları genişletilir. Konka patolojileri düzeltilir. Koku duyusunun korunmasına azami özen gösterilmelidir. Son yıllarda sinüs ağzı problemleri için balon sinoplasti tekniği de geliştirilmiştir.

Bütün burun ameliyatı olan hastalara önerdiğim gibi, endoskopik sinüs cerrahisinden çıkan hasta, ameliyathaneden çıktıktan 3-4 saat sonra çorba içebilir. Sonrasında denge problemi kalmadıysa, burnuna bikarbonatlı serum fizyolojikle temizlemeye başlamalıdır.

Günde 4-6 kez her bir burun deliği için tekrarlamalı ve günlük aldığı sıvıların haricinde 3 litre su içmelidir. Ertesi günden itibaren ilaçlarını almaya başlamalı, sümkürmemeli, yüz ustu yatmamalı, burnuna darbe almamalı, hapşırma geldiğinde ise ağzını açmalı ve bu yolla hapşırmalıdır.Bunlar kanamayı, burunda yapışıklık oluşumunu veya kan toplanmasını engelleyecek en önemli 4 faktördür.

İlk kontrol 1 hafta içinde olmalı ve sonraki kontroller de birer hafta arayla yapılması hastanın ameliyat sonrası oluşabilecek istenmeyen şeylerle karşılaşmasını engelleyecektir. Yara iyileşmesi 1 hafta, burnun kendini temizleme mekanizmasının tekrar çalışması 1 ay gibi bir sürede olmaktadır.

Hastalar ameliyat sonrası önerilen ilaçlara uzun sure devam etmelidirler. Nazal polip ya da kronik sinüzit dolayısıyla yapılan ameliyatlar sonrası antibiyotik tedavisine cevap vermeyen sarı yeşil renkte koyu kıvamlı akıntı görülebilir ve ilaç tedavisinin değiştirilmesi veya ilave ilaç tedavisiyle  çözümlenir

Replantasyon Nedir?

Replantasyon, kopan bir uzvun işlevlerini yeniden kazandırmaya yönelik uygulanan cerrahi girişimdir. Bu tür ameliyatlar mikrocerrahi eğitimi görmüş, deneyimli cerrahlarca yapılır. Arterler, venler, sinirler, tendonlar ve kemikler tek tek belirli prensipler içinde onarılmalıdır. Replantasyon deyimi yalnız tam olarak ampute olmuş, gövde ile arasında hiç bir bağlantı kalmamış uzuvların tekrar eski yerlerine takılması için kullanılmaktadır. Uzuv ile gövde arasında ince bir deri bağlantısı bile bulunsa, buna subtotal amputasyon denir. Burada damarlar da yaralandığı için uzvun kan dolaşımı durmuştur. Subtotal amputasyonlarda damarların ve yaralanmış diğer dokuların onarılmasına revaskülarizasyon adı verilir. İnsanlarda ilk başarılı parmak replantasyonu 1967 yılında Tamai ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilmiştir. Parmak ve el amputasyonları çeşitli mekanizmalarla meydana gelebilir:replantasyon, replantasyon nedir, replantasyon neden yapılırGiyotin tipi amputasyon: Keskin bir cismin darbesi sonucu oluşan kopmadır. Sadece kesik yüzeyindeki dokular hasara uğramıştır. En iyi sonuçlar bu tür yaralanmalarda elde edilir.

Ezilme (crush) tipi amputasyon: Genellikle künt travma sonucu meydana gelir. Proksimal ve distal parçalarda ileri derecede doku ezilmesi vardır. Ezilmiş dokuların debridmanı gerekir.

Avülsiyon tipi amputasyon: Dokuların çekilerek, yırtılarak kopmaları ile oluşur. En sık 4. parmakta (yüzük parmakta) meydana gelir. Bunlar prognoz ve fonksiyon yönünden en ümitsiz grubu oluşturur. Kopan ekstremite bölümü (amputat) tekrar yerine dikilinceye kadar yapılması gereken işlemler üç ana grupta toplanır:
– Yaralı hastanın bakımı.
– Kopan organın korunması ve transportu.
– Replantasyon

Yaralı hastanın bakımı: Bu tip hastalarda başka yaralanmalar da olabileceğinden solunum ve dolaşım sistemi kontrolü öncelik kazanır. Daha sonra sedasyon
ve analjezi sağlanır, parenteral antibiyotik uygulanmasına geçilir ve tetanus profilaksisi yapılır. Oral beslenme durdurulur. Proksimal güdük mümkünse yalnız serum fizyolojik ile iyice yıkanır ve koruma amacıyla steril gazlı bezle sarılır. Ekstremite yukarı kaldırılarak atele alınır ve kanama kontrolü için yeterli bası uygulanır. Kanayan damarın bağlanması, yaranın eksplorasyonu, dikiş ve benzeri girişimler yapılmamalıdır.

Kopan organın (amputat) taşınması: Kopan parça serum fizyolojik ile yıkanır. Amputat bu haliyle plastik bir torbaya, bu torba da içinde buz ve su bulunan bir başka torba içine konularak en yakın replantasyon merkezine hastayla beraber gönderilir. İlke, amputatın kuru ve serin bir ortamda ve optimal temperatürde (+4°C) muhafaza edilmesidir. Kan dolaşımının durması sonucu dokularda başlayan dejenerasyon süreci hipotermi sağlayarak metabolizmanın yavaşlatılmasıyla uzatılabilir. Soğutma sırasında dokuların donması kesinlikle önlenmelidir. Değişik dokuların iskemiye olan dayanıklıkları farklıdır. Kas dokusu iskemiye en dayanıksız dokudur. Kas dokusunun hiç bulunmadığı parmak amputasyonlarında uygun soğutma yapılmış ise, 24 saat geciken olgularda bile başarılı sonuç elde edilebilir.
Replantasyon: Replantasyon merkezinde hasta ve amputat ayrıntılı bir şekilde değerlendirilir. Replantasyon endikasyonları şunlardır:
a) Çocuklarda parmak amputasyonu
b) Başparmak amputasyonu
c) Birden fazla (multipl) parmak amputasyonu
d) El bileği düzeyinde amputasyon
e) Mesleki ve sosyal durum nedeniyle ekstremitenin önemi, kozmetik kaygıların varlığı.

Replantasyonunun kontrendike olduğu durumlar şunlardır:
a) Hayatı tehdit eden diğer organ veya sistem yaralanmaları
b) Anestezinin çok riskli olması
c) Kopma sonrası soğutulmadan geçen zamanın ekstremitelerde 6-8 saatten, parmaklarda ise 10-12 saatten fazla olması.
d) Ağır ezilme (“Crush”) ve geniş soyulma (“Degloving”) şeklinde yaralanma varlığı.
c) Psikiyatrik sorunlar, diabet, arterioskleroz, myokard infarktüsü gibi problemlerin varlığı.

Replantasyon için relatif kontrendikasyonlar şunlardır:
a) Hastanın yaşı (60 yaş üzeri)
b) Avulziyon yaralanmasının ağırlığı
c) Yaranın kontaminasyon durumu
d) Daha önceden olan yaralanmalar ve cerrahi girişimler.
Replantasyon, proksimal güdüğün ve kopan parçanın hazırlanmasını takiben belirli bir sırada yapılır:
1. Kemik fikse edilir
2. Fleksör ve ekstensör tendonlar dikilir
3. Ven (mümkünse iki ven) ve arter anastomozunu takiben sinir onarımı yapılır
4. Deri kapatılır.

Bazı durumlarda kemik kısaltılması veya ven greftleri kullanılması gerekebilir. Replantasyon sonrası postoperatif bakım çok önemlidir. Elin dolaşımı yakından izlenir. Pulpanın ve tırnakların rengi, ısısı ve kapiller dolaşım durumu saat başı takip edilir. Hastalara kesin yatak istirahati verilmesi, postural hipotansiyonun önlenmesi açısından yararlıdır. Hastaya sigara ve kahve içmesi yasaklanır. Replantasyon sonrası gelişebilecek komplikasyonlar, anastomozların tıkanması, “nonunion” veya “malunion”, deri nekrozu, infeksiyon, yetersiz duyu, eklem sertliği ve tendon adhezyonlarıdır.

Bayanlarda saç dökülmesi nedenleri nelerdir?

Bayanlarda saç dökülmesinin belli başlı nedenleri vardır. Bunlardan bir tanesi, hormonlardaki dengesizliğin yaşanmasıdır. Yada kan değerlerinde bazı faktörlerin düşük olması. Yada yaşanılan herhangi bir stres, geçirilen bir mutsuz yada huzursuz bir durum. Yada yine yaşanan bir doğum sonrası dönemler. Bir sürü nedenler sayılabilir ki, kullanılan çeşitli kimyasal maddeler, gereğinden fazla alınan kuaför hizmetleri. Biraz da kendimize zarar veriyoruz yaptığımız işlemlerle, bilinçsizce hareket ediyoruz. Bilinçsizce ürünler kullanıyoruz. Bunlar saçlarımızın zamanla dökülmesine, yada seyrelmesine, matlaşmasına neden oluyor.kadınlarda saç dökülmesi, kadınların saçı neden dökülür, kadınlarda saç dökülmesi nedeniTespit çok zor değildir. Bu konuda yapılması gereken şey öncelikle bir dermatolog uzman doktordan fikir almaktır. Onun muayenesine başvurmak olacaktır. Doktor bu anlamda kişinin saç analizini yapıp, akabinde dökülmesinin nedenlerini tespit eder. Bayanlarda çünkü bu yelpaze çok geniştir. Erkeklerdeki gibi tek tip dökülmeden bahsedemeyiz kadınlarda. Bunu tespit ettikten sonra, o sorun örneğin kansızlık, doktorlar bu anlamda hem saçı tedavi edecektir, hem de o dökülmeye neden olan sorunu çözmek için ne yapılması gerekiyorsa, hangi hekimden, hangi branştan konsültasyon isteyecekse, buna yönlendiriyor.

Aynı zamanda, saç dökülmesine neden olan sorun çözümlenirken, saçın da tedavisi yapılabiliyor. Yani dökülmeye neden olan vitamin, mineral eksikliği yada bakımı, bu belirliyor. Saç diplerine direkt olarak uygulanan tedavilerle, mezoterapi, PRP dediğimiz özel tedavilerle yada ilaç tedavisiyle, ağız yoluyla veya sprey yoluyla kullandırılan bazı tedaviler vardır. Bunlarla dökülmenin önüne geçilip, gayet güzel, pırıl pırıl, canlı, hacimli, güzel saçlara insanlar yeniden kavuşabiliyorlar. Fakat biraz zamana ihtiyaç var. Çünkü kıl kökünün hareketleri çok seri değildir.

Çok sağlıklı bir saçta dahi, bir ayda maksimum bir santimetre uzadığını görebiliyoruz. Dolayısıyla kıl kökünün hareketi çok hızlı olmadığı için, bu tedavilerde de anında cevap beklemek çok doğru olmayacaktır. Şöyle açabiliriz bunu. Mesela mezoterapi dediğimiz tedavide, ki bu yaklaşık 4 ila 6 ay süren bir tedavi periodudur. Mezoterapi tedavisi periodiktir. 10 seanstan ibarettir. İlk birinci ayında, daha şok bir uygulamayla haftada bir uygulanıyor. Saç diplerine napaj denilen yöntem, direkt çok ince milimetrik iğne uçlarıyla, iğne deyince insanların ürkmelerine gerek yok, o iğne uçlarıyla minik dokunuşlarla saçlı dokunan altına yani derinin altına, ihtiyacı olan vitamin ve mineral veriliyor.