Kategori arşivi: Sağlık-Bakım

Kış Mevsiminde Beslenme

Günlük diyet yaşam tarzını ortaya çıkarır. Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, çalışma zamanı, boş zaman, hareket halinde geçirilen zaman, arkadaşlarla buluşma, seyahat, ev düzeni veya evde düzensizlik gibi durumların beslenme alışkanlıkları oluşturduğunu belirterek, “ en önemlisi içinde bulunduğumuz sezon. Kış aylarında aktivitemiz azaldığında, bağışıklık sistemimizi grip gibi olası enfeksiyonlara karşı güçlü tutmalıyız. Bunu yapmak için düzenli egzersiz yapmanız ve bol miktarda sağlıklı yemek yemeniz gerekir. “kış ayında beslenme, kışta nasıl beslenilir, kışta beslenmeEnfeksiyonlara karşı A ve C vitamini içeren besinler tüketilmelidir.

Beslenme ve diyet uzmanı Tuba Örnek, hareketliliğin azaldığı kış aylarında grip gibi olası enfeksiyonlara karşı bağışıklık sistemini güçlü tutmanın önemli olduğunu söyledi: “Her şeyden önce meyve, sebze ve meyve yemeye özen gösterilmelidir. lif. “Yüksek lifli meyve ve sebzelerin kırmızı, mor, turuncu ve yeşil renkleri antioksidan içerdiklerinin kanıtıdır” dedi.

Her gün 2-3 bardak bitki çayı bağışıklık sistemini güçlendirir.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, ekmeklerde kepekli tahıllar, çavdar ve kepekli tahıllar yenildiğinde diyet, beslenme ve diyet uzmanına meyve ve sebzelerin yanı sıra yulaf ezmesi ve kuru baklagillerin de eklendiğini söyleyen Tuba Örnek, “Probiyotikler yoğurt gibidir ve kefir de vücudumuzun direncini arttırır. Bitkisel çayları enfeksiyonlara karşı tüketmek de faydalıdır. Her gün 2-3 bardak ıhlamur, zencefil, adaçayı, kuşburnu veya ekinezya çayı bakterilere karşı bağışıklık sistemini güçlendirir. Omega-3 yağ asitleri ayrıca bağışıklık sistemimizi güçlendirir. “Omega-3 esas olarak balık, semizotu ve cevizde bulunur.”

Kışın çok çorba yiyebilirsin

Kış yemekleri denilince akla ilk gelen sıcak çorba olduğunu söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, kışın çok çorba tüketmenin önemli olduğunu söyledi. Örneğin kış aylarında su ihtiyacının azalabileceğini belirterek: “Vücudun ortalama 10 bardak (2 litre) suya ihtiyacı var. Su ihtiyacı idrarın rengine göre değerlendirilebilir. Koyu sarı, su talebinin karşılanmadığı anlamına gelir. “İçme suyu aynı zamanda metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı oluyor ve birçok faydası var” dedi.

Tansiyonu olan hastalar marinat tüketimine dikkat etmelidir.

Turşuların bağırsaklardaki faydalı bakteri sayısını arttırmak gibi çok faydalı özelliklere sahip olduğunu söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “C vitamini başta olmak üzere turşulardan çeşitli vitamin ve mineraller alabiliyoruz. Ancak tuz içeriği yüksek olduğu için özellikle tansiyonu olan hastalar dikkatli olmalı ”diye uyardı.

Kış mevsimi dostu yemek

Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, bağışıklığı artıran gıda ve şifalı otların da hastalık durumunda önemli bir destek olduğunu söyledi.

Probiyotikler ve Lifli Gıdalar: Bağırsakları ilaç atığıyla ilişkili zararlardan korur. Kabızlık ve ishali tedavi etmek.

Bitkisel çaylar: Soğuk algınlığı ve üst solunum yolu enfeksiyonlarına faydalıdır. Boğaz kuruluğunu önler. Kuşburnu çayı ayrıca C vitamini içerir.

Sebzelerde, meyvelerde, balıklarda bulunan antioksidanlar; Et, süt, yoğurt gibi proteinli besinler: hastalık sırasında vücudun bakteri ve virüslere karşı savaşmasına destek olurlar.

Su: Enfeksiyon sırasında sıvı kaybını yeniler. Boğaz kuruluğunu önler.

Gözlerinin Yorgun ve Yaşlı Görünmesine İzin Verme

Aynada kendinize bakmak ve yorgun gözler görmek tatsız bir deneyimdir. Kötü göz kapakları veya göz altı torbaları sizi yaşınızdan daha yaşlı hale getirebilir veya sürekli yorgun olduğunuz izlenimini verebilir. Ama iyi haber şu ki, parıltıyı birkaç şekilde gözlerinize geri getirebilirsiniz. Vanity Estetik, göz kapağı estetiği ile size nasıl daha genç görüneceğinizi gösterir.yaşlı görünmeyen göz, gözler neden yorgun görünür, yaşlı görünmeme ipuçlarıTemel Sebep; YAŞAM TARZI VE YAŞINIZ

Bu görünümün nedeni birçok değişkenle ilişkilidir. Bunlar; Göz altındaki torbalar, üst göz kapaklarındaki fazla deri, alında sarkma, kas tonusu ve hacim kaybı ve fazla deri oluşumu yaygın sonuçlardır. Bazıları yaşam standartları değiştiğinde iyileşir. Bu tür bir şikayeti olan bir hastaya doktor ne soracaktır; sigara içme, içme ve uyku alışkanlıkları. Estetik müdahale yapılmadan önce bunlar tartışılır ve gerekli görülmesi halinde ameliyat önerilir. Değişikliklerin münferit tedbirlerle sağlanmadığı ve operasyonun önerildiği durumlarda, birkaç seçenekle ilgili soru ortaya çıkar. Çoğu kişi ameliyat gerektirmeyen alın germe uygulamasına başvursa da doktorlar bu tercihin sadece küçük değişikliklere neden olduğunu söylüyorlar. Kaşlarınızı ameliyatsız kaldırmanın iki yolu vardır. Birincisi, kaş altlarına (genellikle iki mm) alnına sürmeden uygulanan Botoks’tur. İkinci yol, dolgu maddelerini yörünge bölgesine veya çukur varsa tapınaklara uygulamaktır. Ancak ameliyatsız alın germe işlemi ile ameliyatın yapıldığı ameliyatla aynı sonucu alamazsınız; Sadece Botoks ve dolgu maddeleri kullanılarak küçük değişiklikler elde edilir.

GÖZ KAPAĞI ÇEKİMİ VEYA KALDIRMA İLE NELER SAĞLANIR?

Blefaroplasti olarak da bilinen göz kapağı çıkarma işlemi alt ve üst göz kapaklarına uygulanır. Çok iyi bir çözüm olarak kabul edilir. Ayrıca alın germe işlemi yaparak istediğiniz görünüme kavuşabilirsiniz. Her iki işlem de gözlerin daha genç ve pürüzsüz görünmesini sağlar. Göz kapağı derisinin sarkması, göz kapaklarının yaşlanma sürecinin bir parçasıdır ve göz kapağı kaldırma işlemi için uygun bir nedendir. Blefaroplasti, cilt fazlalıklarını neredeyse kirpiklere kadar ortadan kaldırır ve göz kapaklarındaki kırışıklık izlerini gizler. Göz kapakları açıldığında izler görünmez hale gelir. Yaş her zaman bir faktör değildir. Bazı insanlar, gözlerinin altında her zaman fazladan deri ve torbalar olduğunu söyleyerek, yedi yaşında bile yorgun göründüklerini ekliyor. Gençlerde operasyon daha kolaydır. 18 yaşında göz kapağı iç bölgesine bir kesi yaparak o bölgedeki yağları iz bırakmadan çıkarabilirsiniz. Ancak bu operasyon yaşlılıkta yapılırsa göz kapaklarının dışından bir kesi yapılır ve yağ ile birlikte deri de çıkarılır. Uzmanlara göre, kaşların pozisyonu bir prosedür seçmenin anahtarıdır.

 HASARLI CİLDİ GİDERİR VE KAPAK ÜZERİNDEKİ KIRIŞIKLIKLARIN İZLERİNİ SAKLAR.

Kaşlarınız doğru konumlandıysa ve yüzünüz üzgün görünmüyorsa, bu daha yaşlı göründüğünüz anlamına gelir. Bu, Blefaroplastinin bir kişi için uygun olduğu anlamına gelir. Aynada kendinize bakın, ellerinizi alnınıza koyun ve kaşlarınızı kaldırın. Bu görünümü beğendiyseniz, alın germe ameliyatına ihtiyacınız olabilir. Ancak göz kapaklarınızı kaldırmanıza gerek yoktur. Kısacası üzgün, yorgun veya yaşlı görünüyorsa kaş kaldırma (alın germe) kullanabilirsiniz; Üzgün   görünmüyorsunuz ama cildiniz sarkıyorsa göz kapağı ameliyatı olmanız gerekir. Geçmişte göz kapağı estetiği yaptırdıysanız alın germe yaptıramayabilirsiniz. Göz çevresinde yeterince deri olmadığı için alın germe ameliyatı sizi sürekli şaşkınlıkla bakıp gözlerinizi tamamen kapatmamanıza neden olabilir. Bu işlemlerden birini yapmanın gelecekte başka bir işlem yapmanızı engelleyebileceğini unutmayın.

OPERASYON VE İYİLEŞME SÜRECİ

Göz kapağı germe ağrısız bir işlemdir. Ameliyattan sonra yaklaşık yedi gün dinlenmeli ve çalışılmamalıdır. Lokal anestezi altında yapılır. Çoğu hasta narkotik ağrı kesiciye bile ihtiyaç duymaz. Ağrı kesiciler yardımcı olabilir. Ameliyat sonrası ilk kontrolde dikişler alınır. Hipoalerjenik cilt kapatıcılar, çürükleri maskelemek için kullanılabilir. Ameliyattan bir hafta sonra bazı hastalarda hafif morarma gelişirken bazılarında kapatılması zor koyu morluklar olabilir. Ancak, kural olarak, bir hafta sonra sosyal aktivitelere başlama zamanıdır. Alın germe ile dikişler altı gün içerisinde alınır ve kesilerin üst kısımları ameliyattan sonraki gün makyaj için uygundur.

Nefes Kokusu Neden Olur?

Ağız ya da nefes kokusu bazı insanların baş belası olarak adlandırdığı bir sorundur. Ne konuşmaya hevesi kalır ne de gülmeye. Nefesi kokan insanların birçoğu bu durumun neyden kaynakladığını da bilmez. Fakat nefes kokusunun birden çok nedeni olabilir.

Peki nedir bu nedenler?

Nefes kokusunun en bilindik nedeni, yediklerinizdir. Yemek yedikten sonra fırçalamadığınız dişler sonucu nefesiniz kokabilir. Diş aralarında biriken yemek artıkları ve bunun sonucunda oluşan diş plakları koku yapabilir. Bunun yanı sıra bu durum diş iltihaplanmalarına ve dişinizin çürümesine de yol açar. Bu durumun haricinde enfeksiyon kapmış olabilirsiniz. Sinüs ya da akciğer enfeksiyonları nefes kokusu yapabilir.nefes kokusu nedenleri, nefes kokusu nasıl geçer, nefes kokusunu geçirme yöntemleriUyanır uyanmaz nefes kokusu çekiyor olmanız ise bir hastalık belirtisi olabilir. Bu durum öncelikle diyabeti işaret eder. Sigara ve alkol kullanımı da nefes kokusunu artıran etkenler arasındadır. Bunun haricinde ise karaciğer yetmezliği de nefes kokusu sebebidir. Görüldüğü üzere bu durumun asıl sebebi aslında ağız bakımıdır. Diğer nedenler de gayet önemlidir fakat ağız bakımı hepsinden daha çok rastlanılan nedendir. Çoğu insan diş fırçalama ile ağız içinde oluşan bakterilerden kurtulduğunu zanneder fakat doğru fırçalamadığı sürece bakteriler ağız içerisinde birikir ve koku yapar. Bu durumu çözmek için öncelikle diş hekimine gitmelisiniz. Size doğru fırçalama tekniğini gösterecek ve ağız yapınıza uygun diş macunu önerecektir.

Sonuç olarak bakıldığında nefes kokusu tek bir nedene bağlı değildir. Bu yüzden dikkat edilmesi gereken birden çok etken vardır. Fakat öncelikle ağız temizliğine önem vermeli ve günlük olarak bakımı yapılmalıdır. Böylelikle bir nevi nefes kokusu azalacaktır. Nefes kokusunun başka nedenleri de olsa ağız bakımı ve temizliği ağız yapınızı temizleyerek kokuyu azaltmaya yardımcı olur.

Reflü Nedir?

Midede kapakçık olarak adlandırılmakta olan ve gıdaların geri ya da yukarı çıkmasını engelleyen kas yapısı bulunuyor. Bu kas yapısı tüketilen gıdaların bağırsaktan mideye geri dönmesini engellemeyi sağlayan bir oluşumdur. Eğer ki bu kısımda herhangi bir işleme aksaklığı yaşanıyorsa reflü meydana gelmiş demektir. Reflünün tam olarak meydana gelmesinin sebebi tam olarak mide asidinin bu kapakçıktan dışarı çıkıyor olmasıdır. Kapakçığın görevini yerine getirememesi durumunda ise reflü oluşumu gerçekleşiyor. Böylelikle kişiye belirli zamanlarda acı bir tadın boğazına gelmesine sebep olur. Bu durum pek de hafife alınmayacak bir rahatsızlık değil ancak çok ciddi bir hastalık sayılmasa da keyifsiz anlar yaşatmanıza sebep olduğundan kontrol altına alınması gereken bir rahatsızlıktır.reflü nedir , reflü tedavisi, reflü belirtisiReflünün Belirtileri

Reflüyü tetikleyen sebepler arasında ise alkol, çok yağlı yiyeceklerin, çikolata gibi besinlerin tüketilmesi ise bu rahatsızlık için tehdit oluşturmaktadır. Aynı zamanda ise sürekli hazır gıdalar ile beslenilmesi aynı şekilde tetikleyici olmaktadır. Bu durumlarda reflü belirtileri en kısa sürede ortaya çıkmaktadır. Her rahatsızlıkta olduğu gibi reflü konusunda ise mutlaka doktorunuza başvurarak belirlediği tedavi yöntemini uygulamanız gerekmektedir. Bunların yanına ek olarak hastalığın daha hızlı tedavi edilmesi için birkaç doğal yöntemler kullanılabilir. Özellikle; Kantoron yağı, kudret narı, papatya çayı, karaağaç çayı, sebze, elma, muz ve kavun gibi gıdaları tüketebilirsiniz.

Reflü’nün Tedavisi

Reflü’nün tedavisinde gerek bitkisel yöntemler gerekse de ilaç kullanımı ile gerçekleşe bilir. İlaç tedavisine de ek olarak ise diyet uygulanması kişinin reflü sıkıntısından en az derecede etkilenmesini sağlayacaktır. Çok fazla ilerlemiş durumlarda ise reflü sorunlarında yapılması gereken birkaç tıbbi yöntem bulunuyor. Bunların kesinlikle ihmal edilmemesi gerekiyor çünkü basit bir hastalık olan reflü eğer kontrol altına alınmazsa mide fıtığı ve ya kanserine yol açabilecek kadar tehlikeli safhalara ulaşabilir. Reflünün yayılması bu riski arttıracağından dolayı kişiler vakit kaybetmeden yapılan endoskopi sayesinde reflünün ne kadar ilerlediğini ve ya nasıl bir tedavi yönteminin uygulanması gerektiğini bildirecektir.

Siğiller İçin Bitkisel Çözüm

Mevzu bahis cilt güzelliği olunca engellerde fazla oluyor. Her kadın güzeldir. Her erkek de yakışıklı… Kendini keşfetmek önemli olandır. Siğiller, cilt bakımında karşımıza çıkan engellerden birisidir. HPV virüsü kaynaklı ve kişiden kişiye hatta insanın bir organından diğerine virüsün taşınması ile siğiller bulaşabilmektedir.siğil sorunu, siğil tedavisi, bitkisel siğil tedavisi

Siğillerin yapılan araştırmalar neticesinde karakteristik özellik taşıdğı ve bir kişide mükemmel etki yaratanın diğer kişide işe yaramadığı ortaya çıkmıştır. İşte siğil tedavisinde yine denenmiş ve şifa bulunmuş tedavi yöntemleri;

İncir sütü ile tedavi;

İncir ağacının herhangi yaprağı ya da dalını koparın ve siğil üzerine çıkan beyaz sütünü sürün. En başta acı ve kanama olsa da birkaç gün içerisinde geçecektir. Siğillerden günde bir defa yapacağınız bir tedavi ile tamamen kurtulabilirsiniz.

Güzelliğin kazanılması kolaydır ancak zor olan korunmasıdır. Çünkü güzelliğinizi sizden almak isteyen tehdit unsurları her yerden fırlamaktadır. Sivilceler, cilt lekeleri, siğiller bu hastalıklardan bazılarıdır. Bu tür düşmanların tümüne karşı başarılı bir savunma yapabilmeniz oldukça zor ve ceht isteyen bir durumdur.

Kimyevi ürünleri ya da ilaçları kullandığınızda sağlığınızı bozabilir ve kalıcı hasar gibi tehlikelere yol açabilirsiniz.

Sadece kendimizin değil uzun vadede aile fertlerinin de doğal yöntemler sağlığını korumanıza imkan tanıyacaktır. Bilinçsiz kullanılan dermatoloji ilaçları uzun vadede ciltte olumsuz etkiler göstermektedir. Cilt gözeneklerinden deri altına bu ilaçlar nüfuz edebilmektedir. Ve buralarda cilt bezelerinden salgılanan sebumun içeriğine etki edip üst tabakadaki derilerin zarar görmesine yol açabilir. Ayrıca diğer hastalıklar için de alınan ilaçlar cildin kumanda merkezi olan karaciğeri olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Ve aşırı derecede karaciğerde yağlanma ya da toksik madde birikmesi gibi etkisi olan ilaçlar cilt üzerinde hasarlara neden olmaktadır. Yalnızca kendi sağlığınız açısından değil; alışkınlık edindiğiniz takdirde doğal yöntemler sevdiklerinizin de sağlığını koruyabilir ve daha ekonomik olabilirsiniz.

Diş Eti İltihabı (Zinzivit) İçin Bitkisel Kürler

Akut ya da kronik diş etlerinde şişmeler, kızarmalar ve basınca duyarlılığı yerel enfeksiyonlara ya da tahrişlere bağlı olarak ortaya çıkan bir hastalıktır.

Belirtisi;

Diş eti kanamalarının iltihap, şişlik, ağrılar, yutkunma zorluğu, kızarması, kanamalar, ağızda koku, soyulma, kabarıklık ve yara oluşabilir.diş eti iltihabı, diş eti iltihabı için kür, bitkisel diş eti iltihabı kürüGerçek nedenini hastalığın öğrenmek ve tedavi için sağlık kuruluşları ya da doktora gidilmelidir. Herhangi bir neden yoksa ve şikayetlere devam ediliyorsa alternatif ve destek olarak aşağıda bulunan bitkisel tariflerden biri ya da birkaçı kullanılabilir.

Diş taşı bulunması, ağız sağlığının kötü olması, diş protezlerinin yanlış yapımı, hatta genel hastalıklar; karaciğer hastalığı, şeker hastalığı, iç salgı bezleri bozuklukları gibi işlevsel bozukluklar da bu hastalıklara yol açabilir.

Dişleri her şeyden önce düzenli ve en az günde 2 kere fırçalamak gerekir.

kür;

–       5 adet kafuru

–       100 gr saf ispirto

Eritilerek dişler yemeklerden sonra fırçalanır ve gargara yapılır.

Not: Yutulmaması gerekir.

kür;

–       Papatya

–       Adaçayı

–       Okaliptüs yaprağı

Eşit miktarda karıştırılarak kaynatılır. Yemeklerden sonra gargara yapılır.

kür;

–       Sığır kuyruğu çiçeği

–       Sinirli yaprak

–       Söğüt yaprağı

Eşit miktarlarda karıştırılır. Kaynatılarak suyu alınır. Gargarası 3 öğün yapılır.

kür;

–       Devamlı tuzlu su ile gargara yapılır. Süzme bal yara olan kısımlara sürülür.

kür;

–       Ahududu şurubu ve dut şurubu ile gargara yapılır.

kür;

–       5 damla tentirdiyot

–       1 su bardağı su

Karıştırılarak tok karnına 3 öğün gargara yapılır.

kür;

–       Limon suyu

Eşit miktarda oksijenli su karıştırılır. Tok karnına günde 3 öğün gargara yapılır.

Enerji İçecekleri Zararlı Mı?

Son zamanların en meşhur içeceklerinden biri haline gelen enerji içecekleri oldukça yaygın kullanıma sahiptirler. Pek çok markette veya spor salonunda kolaylıkla bulunan enerji içecekleri enerji verdiği düşünülerek tüketimi sağlanmaktadır.  Bilhassa spor yapan kişilerin sürekli olarak içtiği bu içecekler insanı daha enerjik bir yapıda olmasına neden olmaktadır. Fakat enerji içeceklerinin bu enerji takviyesi ne yazık ki geçici bir durumdur. Enerji içeceklerinin içeriğinde pek çok madde yer almaktadır. Bu maddeler insan vücuduna anlık olarak doping etkisi sağlarken, zamanla organların tahribatına da yol açmaktadırlar.  Bu sebepten dolayı enerji içeceklerinde doğru şekilde tüketilmesi oldukça büyük önem arz etmektedir. Sonuç olarak vücudunuza dışarıdan doğal olmayan bir enerji yüklemektesiniz. Dayanıklılığı veya gücünüzü toplamak için içilen bu içecekleri ne kadar doğru kullanırsanız vücudunuza yararı o kadar fazla olmaktadır.enerji içecekleri, enerji içeceği zararları, enerji içecekleri ne kadar zararlı

Enerji İçeceğinin İçeriğindeki Maddeler

Enerji içeceklerinin içeriğinde yer alan maddelerin başında amino asit, taurin, kafein, guarana gibi insan vücudunu harekete geçiren maddeler bulunmaktadır. Bu maddeler vücuda girer girmez kişide farklılıklar yaratacaktır. Fakat bu maddeler vücudu uyardığı kadar da rahatsız edicide olabilmektedir. Örneğin; kafeine baktığımız zaman fazlası kalp çarpıntısına sebep olabilir. Bu da hiç istenmeyen bir durumlardandır. Enerji içeceklerinin zararları nelerdir hiç bilmeden tüketiyoruz oysa dikkatli kullanılmadığında durumlarda ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalınabilir. Kimi zaman enerji içecekleri yaşam kaybına da yol açabilirler. Bu sebepten enerji içeceklerinin zararları hakkında bilgilenerek ve kullanımlarında dikkatli olmakta yarar var. Masum sanılan bir şişe içecek ölümünüze sebep olmadan kontrollü bir şekilde kullanmalısınız.

Enerji İçeceğinin Zararları

Günümüzde artık pek çok enerji içeceği mahalle bakkallarında dahi satılmaktadır. Enerji içecekleri ile ilgili yapılan araştırmalar sonucunda bilim adamları halkı ciddi olarak uyarmaktadır.  Sürekli olarak enerji içecekleri tüketen insanlarda bağışıklık sistemi büyük ölçüde zarar görmektedir. Bildiğiniz gibi bağışıklık sistemi vücut için oldukça önemlidir. Vücudumuzun bağışıklığı çöktüğü zaman sizin de hayata tutunmanız imkânsız olacaktır. Bundan ziyade enerji içecekleri vücuda anlık bir güç katarken diğer yandan ise beyin fonksiyonlarını yavaşlatarak kişilerin sinir sistemini etkilemektedir.

Akdeniz Diyeti Kalbe İyi Gelir Mi?

Akdeniz diyeti olarak belirtilen batı diyetinde mümkün olduğunca sağlıklı besinlerle beslenme amacı güdülmektedir. Kalp hastalığı olan kişilerin sağlığı için daha sağlıklı beslenme düzeni benimsemeleri gerekir. Akdeniz tipi beslenme düzeni de kalp sağlığını korumaktadır. Meyve, sebze, rafine edilmemiş gıdalar, balık Akdeniz diyetinin temel taşlarını oluşturmaktadır. Rafine edilmiş tüm gıdalar, şekerler, tahıllar, şekerli içecekler veya derin yağda kızartılmış yiyecekler ise yasaklar arasındadır. Bu konuda yapılan araştırmalara göre Akdeniz diyetine geçenlerde kalp krizi veya felç riski büyük oranda azalmaktadır. Aynı şekilde sağlıksız yönleri de engelliyor, kalp sorunlarını riske atan şeylerin önüne geçmektedir. Tamamen kalbi ve sağlığı koruyan bir beslenme planını içermektedir.akdeniz diyetinin faydaları, akdeniz diyetinin kalbe faydaları, akdeniz diyeti yapmaAkdeniz Diyetinin Önemi

Meyve ve sebze tüketimi kalp krizi, felç ve ani ölüm riskini azaltılmasına yardımcı olmaktadır. Karbonhidrat, şeker veya kızartma yağlar ise aksine kalp damar sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Akdeniz diyeti kalp hastalıklarına karşı koruyor fakat henüz tansiyon, kolesterol gibi diğer risk faktörlerine karşı etkileri kanıtlanmamıştır. Çalışmalar hala sürmektedir. Sağlıksız gıdalar zararlı ile Akdeniz diyeti gibi popüler sağlıklı beslenme planları giderek inanırlığını daha da artırmaktadır. Dünyada milyonlarca kişi sağlığı için bu beslenme tipine geçmiştir. Zeytinyağı ile yararlı yağlara yönelmek çok etkili olmaktadır. Zeytinyağı, tam tahıllar, meyve sebze veya balık tüketimine dayalı olan Akdeniz diyeti sağlığa oldukça faydalıdır. Kanser ve kalp hastalıklarından koruyan Omega 3 yağ asitlerini barındıran gıdalar bu diyette bolca bulunuyor. Lif içerdiği için sağlıklı kiloda kalmayı hatta zayıflamayı da kolaylaştırmaktadır. Kilo kontrolü de kalp damar sağlığında mühimdir.

Akdeniz Diyetinin Faydaları

Akdeniz diyetinin en faydalı elemanı tekli doymamış yağları ile zeytinyağıdır. İyi kolesterolü yükseltirken, kötü kolesterolü düşürerek kolesterolü dengelemektedir. Sinir hastalıklarını önlemektedir. Akdeniz diyeti kolon kanseri ve mide kanserini de engelliyor. Deniz ürünleri ile birlikte tüketilen zeytinyağı damar sertliğini önlemektedir. Polifenoller de damarları koruyor, tıkanmayı giderir. Aspirin kadar damar açmada etkili olan zeytinyağı; kan pıhtılarının oluşumunda görev alan trombositlerin yapışkanlığını azaltır. Kemiklerin de ileri yaşa bağlı erimesini ve güçsüz kalmasını engeller.

Ortopedik Ayakkabı

Ayakkabı Bütün gün boyu sizi zinde tutacak boyun ağrılarını geçirecek ayaklarınızı rahatlatacak belinizi ağrıtmayacak yani sizi ayakta tutacak nitelikte olması gerekmektedir. Sıradan ayakkabılar istediğiniz konforu size veremezler. Spor ayakkabılar rahat olsa da her kıyafetiniz için uygun değildir. Ancak spor ayakkabılarda bile ortopedik ayakkabı seçebilirsiniz.  Topuklu ayakkabı giymek zorunda olanlar ya da bu modelleri giymeye mecbur olanlar bile aradıkları rahatlığı ortopedide bulabilirler. Ortopedi ayak sağlığı anlamındadır. Ayağınızın her kıvrımına uyan ve kemikler arasındaki birleşmeye uygun olarak üretilen bu ayakkabılarda sorun sadece ayak numaranızı bulabilmektir.ortopedik ayakkabı kullanımı, ortopedik ayakkabı nedir, ortopedik ayakkabı kimler kullanmalıOrtopedik ayakkabı kişiye özel üretim diyebiliriz.  Genellikle topuksuz ve standart kalıplarla yapılan ayakkabı modelleri istenildiğinde kişiye özel modelleri ile de üretilebilmektedir. Ayakkabı içerisine yerleştirilen noktalar ile kişinin rahatlığı sağlanarak kullanıma sunulmuştur. Parmak uçları, taban, topuk olarak düşünülen üç nokta modelleri herkese uygun modellerdir. Boyun ve bel ağrısı çekenler için ayrıca üretimi sağlanmış 5 nokta ayakkabılar sağlık sorunlarının giderilmesinde yardımcı olur. Düztaban ayakkabıları özel üretimlerdir. Ayakkabılar hastalığa özel olarak sipariş de yapılabileceği gibi sıradan bir mağazadan da gidip alabileceğiniz tarzda ürünler mevcuttur. Dışarıdan bakıldığında şık ve kaliteli bir ayakkabı olduğu açıkça görülmektedir. Taban yükseklikleri diğer ayakkabılara göre daha fazladır. Tabanında içerden ya da dışardan yüksek topuk çok fazla görülmemektedir. Bacak boyu birbiriyle eşlemeyen kişilerde yine uyumu sağlamak için ayakkabının eşlerinden birini daha yüksek olarak üretmektedir.

Ayakkabı fiyatları diğer ayakkabıları nazaran daha pahalıdır. Markalı olarak satılan ürünler üretimde çok fazla yapılmadığı için pahalı satılmaktadır. Her ortopedik denilen ayakkabıya inanmamalısınız sizin ayağınız ayakkabıya giydiğinizde ortopedik olup olmadığını anında anlayacaktır ağrıyan bölgelerinize ve ayaklarınızı anında rahatlatacak olan ayakkabılar size uygun ayakkabılar demektir. Zaten anında rahatlama hissedeceğiniz kaslarınızda bunu anlayabilirsiniz.  Renk olarak her zaman koyu renklerde seçilen bu ayakkabılar da bu sene bordo renkte hâkimdir. Eskitme model dediğimiz siyah ve bordo karışımlı renkte bayanlar oldukça memnundur. Spor ayakkabılar dışında kahverengi, siyah be bordo olarak üretilen modeller isteğe göre de farklı renklerde de üretilmektedir.

Endometrial Hiperplazi (Rahim İç Zarı Kalınlaşması) Nedir?

Endometrial hiperplazi, endometrium olarak adlandırılan rahim içindeki zar dokusunun gereğinden fazla kalınlaşması durumudur. Halk arasında ”rahimde kalınlaşma” olarak bilinen endometrial hiperplazi, rahim kanseri gelişiminde oldukça etkilidir.endometrial hiperplazi ne demek, endometrial hiperplazi belirtisi, endometrial hiperplazi kimlerde görülürEndometrial Hiperplazi Belirtileri Nelerdir?

Endometrial hiperplazi yaşayan kadınlarda en çok görülen belirti düzensiz adet kanamalarıdır. Bu kanamalar çoğu zaman 40 yaş üzeri kadınlarda görülmektedir. Bunun yanı sıra risk altında olan kadınlar da bulunmaktadır. Obezite sorunu olan kadınlar, östrojen hormonunun vücutta gereğinden fazla birikmesi nedeniyle endometrial hiperplazi konusunda risk sınıfına girmektedir.

Endometrial Hiperplazi Tanısı Nasıl Konur?

Endometrial hiperplazi tanısı konulması için ultasonografik görüntüleme tekniği kullanılmalıdır. Hasta şüpheli bir belirti gördüğünde hekime başvurmalıdır. Yapılacak ultrasonografi esnasında rahim içi zarının kalınlaştığı görülebilmektedir. Ancak kesin bir tanı konulması için rahim içinden doku alınarak patolojik inceleme yapılması gerekir. Rahim içinden doku alınması işlemi ise ”endometrial biopsi” olarak adlandırılır.

Endometrial Hiperplazi Tedavisi Nasıl Yapılır?

 Endometrial hiperplazi sorunu yaşayan kadınların tedavisinde, hastalığın derecesine ve kişinin çocuk istemine bakılmaktadır. Basit bir hiperplazi söz konusu ise, ağız yoluyla alınan haplarla tedavi mümkündür. Bu tedavi 3-4 ay sürmektedir. Tedavi tamamlandığında ikinci kez biopsi işlemi uygulanarak hastalığın tedaviye cevap verip vermediği incelenir.

Eğer hiperplazi ilerlemiş ve kansere dönüşme ihtimali yükselmişse, cerrahi operasyon düşünülebilir. Ancak histerektomi adı verilen bu operasyonda rahim alınacağı için, hastanın çocuk istemi olup olmadığı oldukça önemlidir.